İsrail ordusu, Salı günü erken saatlerde, güneydeki Eilat kenti üzerinde hava saldırısı sirenlerinin çalmasının ardından Yemen'den fırlatılan bir insansız hava aracını (SİHA) durdurduğunu açıkladı. Ordu tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri'nin, Yemen'den fırlatılan ve İsrail hava sahasına giren SİHA'yı başarıyla önlediği belirtildi. Olayda can kaybı yaşanmazken, bölgede alarm durumu oluşturan saldırı, Yemen'deki İran destekli Husilerin İsrail'e yönelik artan tehdidini bir kez daha gözler önüne serdi. Eilat, Kızıldeniz kıyısında stratejik bir konuma sahip olup, daha önce de benzer saldırılara hedef olmuştu.
Gelişmenin arka planı: Husilerin uzun menzilli tehdidi
Yemen'deki Husi hareketi, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana İsrail'e yönelik saldırılarını artırmış durumda. Husiler, Lübnan Hizbullah'ı ve İran destekli diğer gruplarla koordineli olarak, İsrail'in güneyine ve Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik insansız hava araçları ve füzeler fırlatıyor. Eilat'a yönelik bu son saldırı, Husilerin balistik füze ve SİHA yeteneklerini geliştirdiğini gösteriyor. İsrail, Demir Kubbe hava savunma sistemi ve diğer önleme sistemleriyle bu tehditleri genellikle etkisiz hale getirse de, saldırıların sıklığı ve menzili endişe yaratıyor.
Husilerin Yemen'den İsrail'e ulaşan saldırıları, coğrafi mesafe nedeniyle nadir görülse de, İran'ın teknolojik desteğiyle bu tür tehditlerin arttığı gözlemleniyor. İsrail ordusu, hava sahasının güvenliğini sağlamak için sürekli olarak teyakkuz halinde olduğunu vurgularken, Husiler de İsrail'e yönelik operasyonlarının devam edeceğini duyuruyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yemen cephesi genişliyor
Yemen'deki savaş, 2014'ten bu yana devam ederken, son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırması, küresel ticaret rotalarını tehdit ediyor. ABD ve İngiltere, Husilerin saldırılarına karşılık olarak Yemen'deki hedeflere hava saldırıları düzenlemiş, ancak bu durum çatışmayı daha da tırmandırmıştı. İsrail'in Eilat'a yönelik saldırıyı önlemesi, Husilerin İsrail'e yönelik tehdidinin sadece söylemsel olmadığını, askeri kapasitelerinin de olduğunu gösteriyor. Bu durum, bölgede İran'ın vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü dolaylı savaşın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, Husilerin saldırıları, İsrail ile Suudi Arabistan arasında olası normalleşme görüşmelerini de etkileyebilir. Suudi Arabistan, Husilerle Yemen'de bir iç savaş halinde olmasına rağmen, İsrail'e yönelik saldırıların bölgesel istikrarı daha da bozmasından endişe ediyor. Küresel güçler, Yemen'deki çatışmanın genişlemesini önlemek için diplomatik çabaları artırırken, askeri tırmanış durmaksızın devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'den İsrail'e yönelik bu saldırı, Kızıldeniz'deki güvenlik ortamını daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye, Kızıldeniz'de ticari çıkarlara sahip olan bir ülke olarak, bu tür saldırıların deniz güvenliğine ve enerji ticaretine olan etkilerini yakından takip ediyor. Ayrıca, Husilerin saldırıları, İran'ın bölgesel nüfuzunu genişletme çabalarının bir parçası olarak görüldüğünde, Türkiye ile İran arasındaki rekabeti de derinleştirebilir. Türkiye, Yemen krizinde barışçıl çözüm arayışlarını desteklerken, herhangi bir bölgesel çatışmanın sıcak çatışmaya dönüşmesini önlemek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve deniz güvenliği konularındaki hassasiyetini artırmakta ve ulusal güvenlik stratejilerini gözden geçirmesine neden olmaktadır.