Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), ABD'de 5 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde ülke genelindeki yarışlara on milyonlarca dolar akıtıyor. Bu durum, özellikle Gazze'deki savaşın yol açtığı insani krizin gölgesinde, lobinin etkisine yönelik tepkilerin arttığı bir dönemde yaşanıyor. AIPAC'ın bu hamlesi, İsrail yanlısı grupların Amerikan siyasetindeki ağırlığını bir kez daha gözler önüne sererken, eleştirmenler bu tür harcamaların demokratik süreci olumsuz etkilediğini savunuyor.
Lobinin seçim stratejisi ve harcamaların boyutu
AIPAC'ın, 2024 ara seçimlerinde İsrail yanlısı adayları desteklemek için 100 milyon dolara yakın bir bütçe ayırdığı bildiriliyor. Bu para, reklam kampanyaları, doğrudan bağışlar ve siyasi eylem komiteleri (PAC) aracılığıyla seçim yarışlarına dağıtılıyor. Özellikle, İsrail'e yönelik eleştirileriyle bilinen ilerici adaylara karşı Cumhuriyetçi veya ılımlı Demokrat adayları destekleme stratejisi izleniyor.
Son dönemde AIPAC'ın harcamaları, özellikle New York, Kaliforniya ve Michigan gibi eyaletlerdeki kritik seçim bölgelerinde yoğunlaşmış durumda. Örneğin, New York'un 16. bölgesinde, İsrail'i sert şekilde eleştiren Demokrat Temsilci Jamal Bowman'a karşı, AIPAC destekli George Latimer'in ön seçimdeki yarışı, lobinin etkisinin en belirgin örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Bowman'ın Kasım 2023'teki seçimlerde yaptığı açıklamalar, AIPAC'ın hedef tahtasına oturmasına neden olmuştu.
Artan tepkiler ve demokratik kaygılar
AIPAC'ın bu yoğun maliyetli kampanyaları, hem solda hem de sağda rahatsızlık yaratıyor. İlerici gruplar, lobinin bu harcamalarını 'satın alınmış siyaset' olarak nitelendirirken, bazı Cumhuriyetçiler de lobinin geleneksel olarak Demokratlara yakınlığı nedeniyle endişelerini dile getiriyor. Özellikle Gazze'deki çatışmaların ardından, Amerikan kamuoyunda İsrail'in politikalarına yönelik artan eleştiriler, lobinin faaliyetlerine karşı daha geniş bir muhalefet oluşturuyor.
AIPAC ise bu eleştirilere, 'İsrail ile ABD arasındaki stratejik ilişkinin desteklenmesi' amacını taşıdığını ve bu tür harcamaların yasal olduğunu belirterek yanıt veriyor. Lobiden yapılan açıklamalarda, 'İsrail yanlısı değerleri savunan adayların seçilmesi, Amerikan çıkarlarına hizmet eder' deniyor. Ancak, bu tür açıklamalar, lobinin münferit seçimlere müdahalesinin yol açtığı tartışmaları sonlandırmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'deki İsrail lobisinin siyasi gücünün ne kadar büyük olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Filistin meselesindeki duruşu ve Gazze'deki insani krize yönelik eleştirileri nedeniyle, bu tür lobi faaliyetlerinin etkisini yakından izlemektedir. İsrail yanlısı grupların ABD Kongresi'nde güçlenmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde Filistin dosyasında yaşanan görüş ayrılıklarını derinleştirebilir. Ayrıca, bu lobilerin Türkiye karşıtı tutumları da bilinmektedir; dolayısıyla bu gelişme, Ankara'nın Washington'daki diplomatik mücadelesinde yeni zorluklar anlamına gelebilir.