İsrail'in aşırı sağ hükümetine destek veren Amerikan yanlısı gruplar, Kasım ayındaki ara seçimlerin ABD-İsrail ilişkilerinde büyük bir kırılma yaratabileceği endişesiyle Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolünü koruması için yoğun bir kampanya yürütüyor. Bu gruplar, Başkan Joe Biden yönetiminin İsrail'e yönelik eleştirilerinin artması ve Demokrat Parti içindeki Filistin yanlısı seslerin yükselmesi karşısında, Kongre'deki Cumhuriyetçi çoğunluğu İsrail'in güvenlik ağı olarak görüyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri yenilenecek. İsrail yanlısı gruplar, özellikle Demokrat Parti içinde İsrail'e yönelik eleştirilerin arttığını ve bunun İsrail'e verilen askeri ve diplomatik desteği zayıflatabileceğini düşünüyor. Bu gruplar arasında Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) ve Demokratik Çoğunluk İçin İsrail (DMFI) gibi örgütler yer alıyor. AIPAC, bu seçim döneminde tarihinde ilk kez doğrudan adaylara milyonlarca dolar harcayarak, İsrail'e kritik bakan adayları destekliyor. Özellikle Pennsylvania, Georgia, Nevada gibi kritik eyaletlerde Cumhuriyetçi adaylara destek veriliyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağ koalisyon hükümeti, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini genişletmesi ve Filistinlilere yönelik sert politikaları nedeniyle uluslararası kamuoyunda yoğun eleştiri alıyor. Biden yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerini zaman zaman dile getirse de, askeri yardımı sürdürüyor. Ancak Demokrat Parti içindeki genç ve ilerici kanat, İsrail'e koşulsuz desteğin sorgulanması gerektiğini savunuyor. Bu durum, İsrail yanlısı grupları endişelendiriyor.
Öte yandan, eski Başkan Donald Trump döneminde ABD-İsrail ilişkileri tarihi zirveye ulaşmıştı. Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış, Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini kabul etmiş ve İbrahim Anlaşmaları aracılığıyla İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında normalleşme sağlamıştı. Cumhuriyetçiler, bu mirası koruma ve Biden yönetiminin İsrail'e yönelik tutumunu dengeleme sözü veriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'deki ara seçim sonuçları, sadece İsrail değil, tüm Orta Doğu için kritik önem taşıyor. Kongre'deki dengenin değişmesi, İran nükleer anlaşması müzakereleri, Suriye ve Yemen'deki çatışmalar, Filistin-İsrail barış süreci gibi konularda ABD'nin pozisyonunu etkileyecek. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e sağladığı yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardımın geleceği de Kongre'deki çoğunluğa bağlı. İsrail yanlısı grupların Cumhuriyetçilere desteği, Amerikan siyasetinde İsrail meselesinin iki partili bir uzlaşma olmaktan çıkıp partizan bir mesele haline gelmesine yol açıyor. Bu durum, ABD'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk rolünü zayıflatabilir.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin İsrail'e verdiği destek, Batı ile Arap dünyası arasındaki ilişkileri de etkiliyor. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini kınarken, ABD'nin tutumu belirleyici oluyor. Ara seçimler sonrasında Kongre'de İsrail karşıtı bir eğilimin güçlenmesi, transatlantik ilişkilerde de yeni gerilimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler ve İsrail yanlısı grupların Cumhuriyetçileri desteklemesi, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini ve Orta Doğu politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, İsrail'in Filistin politikalarına mesafeli duruyor. Kongre'de Cumhuriyetçi çoğunluğun korunması, Türkiye'nin ABD'den F-16 uçakları ve modernizasyon kitleri alımı gibi konularda avantaj sağlayabilir; zira Cumhuriyetçiler genel olarak Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarına daha sıcak bakıyor. Ancak İsrail yanlısı grupların etkisi, Türkiye'nin İsrail ile dengeleme politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengelerini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor.