WASHINGTON — ABD'de Cumhuriyetçi seçmenlerin ekonomiye duyduğu güven, son altı ayda Kovid-19 salgınının başlangıcından bu yana görülmemiş bir hızla düştü. Axios'un 7 Ağustos 2026 tarihli haberine göre, bu düşüş 2008 küresel finans krizindeki gerilemeleri hatırlatıyor ve Başkan Donald Trump'ın İran savaşı, tarifeler ve popüler olmayan anıt politikaları gibi tartışmalı adımlarıyla aynı döneme denk geliyor.
Ekonomik Güvendeki Sert Düşüşün Arka Planı
Axios'un aktardığı verilere göre, Cumhuriyetçilerin ekonomiye yönelik iyimserliği yalnızca birkaç ay içinde rekor seviyelerden keskin bir şekilde geriledi. Bu düşüşün hızı, 2020'de salgının patlak vermesiyle yaşanan şok dalgasından bu yana en sert seviyede. Ekonomistler, bu tablonun yalnızca seçmen psikolojisini değil, aynı zamanda 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin kampanya stratejisini de doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor.
Trump yönetiminin son dönemde attığı adımlar, parti tabanında bile soru işaretleri yaratmış durumda. İran'a yönelik askeri müdahale, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açarak akaryakıt maliyetlerini yükseltti. Ek olarak, geniş kapsamlı yeni tarifeler, ithal ürün fiyatlarını artırarak enflasyon baskısını yeniden gündeme getirdi. Beyaz Saray'ın "ekonomik milliyetçilik" olarak sunduğu bu politikalar, kısa vadede sanayi üretimini korumayı hedeflese de, tüketici fiyatları üzerindeki olumsuz etkisi anketlere yansımış durumda.
Parti içi anketler, özellikle orta gelirli ve emekli Cumhuriyetçi seçmenler arasında ekonomik endişenin arttığını gösteriyor. Bu kesim, 2024 seçimlerinde Trump'a büyük destek vermişti. Şimdi ise aynı seçmen kitlesi, yaşam maliyetlerindeki artıştan ve ekonomik istikrarsızlıktan şikâyet ediyor. Cumhuriyetçi stratejistler, bu erozyonun sadece anket rakamlarında kalmayıp sandıkta da yansıma bulabileceği uyarısını yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki bu güven kaybı, küresel piyasalar açısından da yakından izleniyor. Dünyanın en büyük ekonomisinde tüketici güveninin sarsılması, başta Avrupa ve Asya olmak üzere ticaret ortaklarını da etkiliyor. İran savaşı nedeniyle Ortadoğu'da artan jeopolitik gerilim, enerji arz güvenliğini tehdit ederken, tarifeler küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, ABD'deki iç talep zayıflığının küresel büyümeyi aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, doların güçlenmesi ve ABD faizlerinin yüksek seyretmesi nedeniyle sermaye çıkışı riskiyle karşı karşıya. Cumhuriyetçi seçmenlerdeki güven erozyonu, Trump yönetiminin ekonomik politikalarında yumuşamaya gidip gitmeyeceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Öte yandan, anketlerdeki bu düşüşün Trump'ın tabanındaki sadakati tamamen sarstığı söylenemez. Parti içindeki bazı gruplar, kültürel ve kimlik temelli konularda Trump'a bağlılığını sürdürüyor. Ancak ekonomik güven, seçim sonuçlarını belirleyen en kritik faktörlerden biri olarak görülüyor. 2026 ara seçimlerine giden süreçte, Cumhuriyetçi adayların bu güven açığını nasıl kapatacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Cumhuriyetçi seçmenlerin ekonomiye güvenindeki sert düşüş, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, ABD'nin yeni tarifelerinden etkilenen ülkeler arasında yer alıyor; çelik, tekstil ve otomotiv gibi ihracat kalemlerinde ek maliyetler söz konusu. İran savaşının yol açtığı petrol fiyat dalgalanmaları ise Türkiye'nin enerji ithalat faturasını doğrudan yükseltiyor. Ayrıca, ABD ekonomisindeki olası bir yavaşlama, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarlarından biri olan ABD'ye yönelik talebi azaltabilir. Washington'un ekonomik politikalarındaki belirsizlik, Türkiye'nin dış ticaret ve savunma iş birliklerinde temkinli bir diplomasi izlemesini gerektiriyor.