İsrail ve Lübnan heyetleri, uzun süredir devam eden deniz sınırı ve kara toprağı anlaşmazlıklarını çözmek amacıyla yeni bir müzakere turunu daha sonuçlandırdı. Görüşmeler, Birleşmiş Milletler ve ABD’nin arabuluculuğunda, her iki tarafın da egemenlik haklarını korumaya çalıştığı hassas bir ortamda gerçekleşti. Özellikle Doğu Akdeniz’deki doğalgaz yataklarının paylaşımı ve İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik kaygıları masadaydı. Taraflar, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi konusunda istekli olduklarını yineleyerek, bir sonraki müzakere turunun tarihi üzerinde mutabık kaldı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasındaki sınır anlaşmazlığı, 1948’den bu yana çözülemeyen en kritik sorunlardan biri. Özellikle deniz yetki alanları, her iki ülkenin de keşfettiği doğalgaz rezervleri nedeniyle hayati önem taşıyor. Lübnan, İsrail’in tartışmalı sularda sondaj yapmasını egemenlik ihlali olarak görürken, İsrail de uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini savunuyor. 2020 yılında başlayan müzakereler zaman zaman kesintiye uğrasa da, ABD’nin arabuluculuğu ve bölgesel baskılar tarafları masada tutmayı başardı. Bu turda, özellikle Şeba Çiftlikleri olarak bilenen bölgenin statüsü ve Lübnan’ın iddia ettiği deniz sınırının yeniden çizilmesi ele alındı. Müzakerelerin teknik düzeyde ilerlemesi, siyasi iradenin sürdürülebilirliği açısından umut verici olsa da, henüz somut bir anlaşmaya varılamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmazlık, yalnızca iki ülkeyi değil, Doğu Akdeniz’deki enerji denklemlerini ve bölgesel ittifakları da etkiliyor. Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında oluşan enerji işbirliği ağı, Lübnan’ı dışarıda bırakıyor. Lübnan’ın anlaşmazlığı çözmesi, kendi doğalgaz rezervlerini işletmeye başlaması ve ekonomik krizine çare bulması için kritik. Öte yandan İran destekli Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki ağırlığı, anlaşmanın bölgesel dengeleri değiştirme potansiyelini artırıyor. ABD ve AB, istikrarlı bir Lübnan’ın bölgesel güvenlik için önemli olduğunu vurgularken, Rusya da enerji sahasında söz sahibi olmak istiyor. Müzakerelerin başarıya ulaşması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan müzakereleri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, kendi kıta sahanlığı ve Kıbrıs meselesinde benzer argümanlar kullanırken, bölgede barışçıl çözümleri destekliyor. Anlaşma sağlanması, Doğu Akdeniz’de yeni bir enerji işbirliği zemini yaratabilir ve Türkiye’nin de bu sürece dahil olmasına kapı aralayabilir. Ancak Hizbullah’ın etkisi ve İsrail’in Türkiye ile gergin ilişkileri, Ankara’nın doğrudan rol almasını zorlaştırıyor. Türkiye, müzakereleri yakından takip ederken, kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerini sürdürecektir.