İsrail ile Lübnan arasında yıllardır süren deniz sınırı ve egemenlik anlaşmazlığını çözmeye yönelik bir çerçeve anlaşmasının önümüzdeki haftalarda Washington'da imzalanması bekleniyor. Middle East Eye'ın haberine göre, iki ülke arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildi ve taraflar anlaşma metninde büyük ölçüde uzlaştı. Anlaşma, Doğu Akdeniz'deki tartışmalı deniz alanlarının sınırlandırılmasını ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımını düzenleyecek. Bu adım, bölgede uzun süredir devam eden gerginliğin azalmasına ve yeni enerji işbirliklerinin önünün açılmasına katkı sağlayabilir.
Müzakerelerin Arka Planı ve Anlaşmanın İçeriği
Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı, özellikle 2010'lu yılların başında Doğu Akdeniz'de büyük doğal gaz rezervlerinin keşfedilmesiyle daha da kritik hale gelmişti. İsrail'in Leviathan ve Tamar sahalarından gaz çıkarmaya başlaması, Lübnan'ın da kendi kıyıları açıklarında benzer rezervler bulabileceği umudunu artırmıştı. Ancak iki ülke arasında deniz sınırlarının net olarak belirlenmemesi, Lübnan'ın bu kaynakları arama ve işletme çabalarını sekteye uğratmıştı. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, 2020 yılında başlamış ve zaman zaman tıkanma noktasına gelmişti; ancak son dönemde taraflar arasında esneklik arttı.
Anlaşma çerçevesinde, İsrail ve Lübnan arasında Hat 23 olarak bilinen bir sınır çizgisi belirlenmesi öngörülüyor. Bu çizgi, İsrail'in bazı taleplerini karşılamazken Lübnan'ın egemenlik iddialarını da kısmen yansıtıyor. Ayrıca, Lübnan'ın tartışmalı bölgede gaz arama faaliyetlerine başlamasına izin verilecek. Karşılığında, İsrail'in mevcut gaz sahalarının güvenliği garanti altına alınacak ve gelecekteki doğal gaz gelirlerinden belirli bir pay alması sağlanacak. Anlaşma metni, aynı zamanda iki ülke arasında gelecekteki potansiyel ihtilafların çözümü için bir mekanizma da içeriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Anlaşma sadece ikili ilişkileri değil, Doğu Akdeniz'in enerji jeopolitiğini de yeniden şekillendirebilir. Lübnan'ın gaz arama faaliyetlerine başlaması, ülkeyi bölgesel bir enerji oyuncusu haline getirebilir ve ekonomik krizin hafiflemesine katkıda bulunabilir. Öte yandan, İsrail'in Mısır ve Ürdün ile mevcut enerji işbirliklerine Lübnan'ın da eklenmesi, Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu güçlendirebilir. Ancak anlaşmanın, Lübnan'da uzun süredir siyasi krize neden olan Hizbullah ve müttefikleri tarafından nasıl karşılanacağı merak konusu. Hizbullah'ın İsrail ile her türlü normalleşmeye karşı çıktığı biliniyor; ancak anlaşma ekonomik fayda vaat ettiği için en azından sessiz kalmayı tercih edebileceği yorumları yapılıyor.
Küresel boyutta ise ABD'nin arabuluculuk başarısı, Joe Biden yönetiminin Orta Doğu'da diyalog ve diplomasiyi önceleyen politikalarının bir kazanımı olarak görülüyor. Anlaşma, aynı zamanda Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle artan enerji fiyatları karşısında alternatif gaz kaynaklarına erişim konusunda Avrupa için de önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan anlaşması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından karmaşık sonuçlar doğurabilir. Türkiye, kendi deniz yetki alanlarını garanti altına almaya çalışırken, Libya ile imzaladığı deniz sınırı mutabakatını bu anlaşmaya emsal olarak gösterebilir. Öte yandan, İsrail ve Lübnan arasındaki uzlaşma, Türkiye'nin Kıbrıs Rum Kesimi ile yaşadığı benzer anlaşmazlıklarda alternatif çözüm modelleri sunabilir. Ancak Türkiye'nin Doğu Akdeniz Gaz Forumu dışında bırakılması ve İsrail ile ilişkilerindeki inişli çıkışlı seyir, Ankara'nın anlaşmadan doğrudan fayda sağlamasını zorlaştırabilir. Yine de, bölgede istikrar ve işbirliğinin artması, uzun vadede Türkiye'nin enerji ticaretinde transit ülke rolünü güçlendirebilir.