İsrail ve Lübnan hükümeti, Nisan ayında varılan ve kırılgan bir sükunet sağlayan ateşkes anlaşmasını yeniledi. Ancak ateşkes metninde, İsrail'in kuzey sınırında en büyük askeri tehdit olarak görülen ve İran'ın desteğini alan Lübnanlı Şii milis örgütü Hizbullah'ın adı geçmiyor. İlk anlaşmanın imzalandığı Nisan ayından bu yana İsrail ile Hizbullah arasında karşılıklı saldırılar devam ederken, örgütün yeni ateşkese ilişkin herhangi bir yorum yapmaması dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun ateşkesin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda soru işaretleri yarattığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes, aslında iki ülke arasında doğrudan bir savaştan ziyade, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarını ve İsrail'in Lübnan topraklarına misillemelerini sınırlandırmayı amaçlıyor. Nisan ayında varılan ilk ateşkes, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğuyla sağlanmıştı. Ancak Hizbullah, Lübnan hükümetiyle yapılan herhangi bir anlaşmaya bağlı olmadığını ve İsrail'e karşı askeri operasyonlarını sürdüreceğini defalarca dile getirdi. Örgütün siyasi kanadı Lübnan parlamentosunda temsil edilse de askeri kanadı Lübnan ordusundan bağımsız hareket ediyor.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yaptığı son konuşmalarda, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını durdurmadığı sürece kuzey sınırındaki çatışmaların süreceğini vurgulamıştı. Bu durum, ateşkesin sadece geçici bir duraklama olduğu ve Hizbullah'ın İsrail'e yönelik füze ve sınır ötesi saldırılarının devam edeceği anlamına geliyor. Nitekim ateşkesin yenilenmesinden saatler sonra bile İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerlerine Hizbullah tarafından birkaç roket atıldığı bildirildi.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail ile Hizbullah arasındaki düşük yoğunluklu çatışmalar, Ortadoğu'da daha geniş çaplı bir savaş riskini beraberinde getiriyor. İsrail, Hizbullah'ın geliştirdiği hassas güdümlü füzelerin ülkenin altyapısına büyük zarar verebileceğinden endişe ediyor. Hizbullah ise İran'ın desteğiyle bölgede nüfuzunu artırırken, İsrail'e karşı caydırıcılık sağlamayı hedefliyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, iki taraf arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürse de Hizbullah'ın anlaşmanın dışında kalması, bu çabaları zora sokuyor.
Ateşkesin yenilenmesi, İsrail-Lübnan sınırında büyük bir savaşın patlak vermesini bir süreliğine önleyebilir ancak Hizbullah'ın saldırıları devam ettikçe bölgede istikrar sağlanamıyor. İran'ın bölgesel politikalarının önemli bir aracı haline gelen Hizbullah, ateşkesi kendisi için bağlayıcı görmüyor. Bu durum, İsrail'in daha sert bir askeri yanıt verme olasılığını gündeme getiriyor. Ayrıca Suriye'deki iç savaştan güçlenerek çıkan Hizbullah, Lübnan'ın siyasi istikrarını da doğrudan etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için İsrail ve Lübnan arasındaki ateşkesi desteklemekte ancak Hizbullah'ın anlaşmada yer almaması endişe vericidir. Türkiye, Lübnan'daki siyasi ve askeri dengeleri yakından izlemektedir. Hizbullah'ın ateşkesi tanımaması, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir ve bu durum Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca İran destekli milislerin güçlenmesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde yeni zorluklar yaratabilir. Türkiye, hem İsrail hem de Lübnan'la ilişkilerini dengelemeye çalışırken, Hizbullah'ın rolü bu dengeyi bozabilecek potansiyel bir faktör olarak öne çıkmaktadır.