İsrail'in finansal piyasaları, İran'la kapsamlı bir barış anlaşması olasılığının bölgesel güç dengelerini değiştireceği endişesiyle bu ay küresel çapta en kötü performansı sergileyen varlıklar arasına girdi. Uzun yıllardır süren çatışma ortamında bir güvenli liman olarak değer kazanan Tel Aviv Borsası ve İsrail şekeli, artan jeopolitik belirsizlikle birlikte sert bir düşüş yaşıyor. Yatırımcılar, barışın İsrail'in hem en büyük düşmanları hem de müttefikleri karşısındaki stratejik konumunu zayıflatacağından korkuyor.
Piyasalardaki düşüşün arka planı
TA-125 endeksi bu ay yüzde 8'den fazla değer kaybederken, İsrail şekeli ABD doları karşısında yüzde 5'e yakın geriledi. Bu, gelişmekte olan piyasalar arasında en kötü performans olarak kayıtlara geçti. Barclays ve Bank of America gibi büyük yatırım bankaları, İsrail varlıkları için not düşürme uyarısı yaparken, kredi temerrüt takasları (CDS) primleri son iki yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Düşüşün temel nedeni, İran'la nükleer programı ve bölgesel etki alanlarını kapsayan olası bir anlaşmanın İsrail'in askeri üstünlüğünü ve ABD'den aldığı desteği sorgulatması. Piyasalar, İran'ın ekonomik yaptırımlardan kurtulması halinde bölgede daha agresif bir politika izleyeceğini ve bunun İsrail'in güvenlik maliyetlerini artıracağını fiyatlıyor.
Öte yandan, İsrail hükümetinin yargı reformu ve Batı Şeria'daki yerleşim politikalarına yönelik uluslararası tepkiler de piyasalardaki satış baskısını artıran faktörler arasında. Moody's ve Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşları, İsrail'in kredi notunu 'negatif' izlemeye alarak yatırımcı güvenini daha da sarsmış durumda.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail varlıklarındaki bu çöküş, sadece ülke ekonomisini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki yatırım akışlarını da etkiliyor. Körfez ülkeleri, İsrail'le normalleşme sürecini hızlandırma veya yavaşlatma kararlarını yeniden değerlendirmeye başladı. Suudi Arabistan ve BAE, İsrail'le ticari ilişkilerini barış sürecinin seyrine göre şekillendireceklerini sinyalıyor.
Küresel ölçekte ise, bu durum jeopolitik risk priminin yeniden fiyatlanmasına yol açtı. ABD Hazine tahvilleri gibi güvenli liman varlıklara talep artarken, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı hızlandı. Uzmanlar, İsrail'deki bu istikrarsızlığın bölgedeki diğer ekonomileri de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Analistler, barış anlaşmasının kesinleşmesi halinde İsrail'in savunma harcamalarının azalabileceğini ancak kısa vadede belirsizliğin piyasaları baskılamaya devam edeceğini belirtiyor. Uzun vadede ise İsrail'in teknoloji ve inovasyon alanındaki avantajının korunması, yatırımcıların güvenini yeniden kazanmak için kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail varlıklarındaki bu düşüş, Türkiye'nin bölgesel ekonomik hesaplamalarını doğrudan etkilemese de, İran'la barışın Orta Doğu'daki güç dengesini değiştirmesi Türkiye'nin dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Olası bir anlaşma, İran'ın enerji ihracatını artırarak doğal gaz rekabetini kızıştırabilir ve Türkiye'nin enerji koridoru olma rolünü zayıflatabilir. Ayrıca, İsrail ekonomisindeki istikrarsızlık, Türkiye-İsrail ticaret hacminde (2022'de 7.5 milyar dolar) daralmaya yol açabilir. Bölgesel yatırım kararlarında Türkiye'nin göreceli cazibesi artsa da, genel jeopolitik riskin yükselmesi tüm bölgeyi olumsuz etkileyebilir.