İsrail, Ürdün ile olan en uzun kara sınırı boyunca güvenlik açığını kapatmak amacıyla yaklaşık 40 yeni yerleşim yeri (karakol) kurmayı planladığını açıkladı. İsrail Savunma Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Doğu Bölge Müdürlüğü, bu geniş kapsamlı sivil ve güvenlik girişimine liderlik edecek. İsrail gazetesi Maariv'in haberine göre, plan kapsamında sınır boyunca yeni yerleşim birimleri inşa edilecek ve mevcut yerleşimler güçlendirilecek.
Doğu sınırında güvenlik ve yerleşim hamlesi
İsrail'in Ürdün sınırı, uzun yıllardır nispeten sakin olmasına rağmen, son dönemde bölgede artan güvenlik tehditleri ve kaçakçılık faaliyetleri nedeniyle Tel Aviv yönetiminin dikkatini çekiyor. Doğu Bölge Müdürlüğü'nün kurulmasıyla birlikte, sınır hattında askeri varlığın artırılması ve sivil yerleşimlerin teşvik edilmesi hedefleniyor. Plana göre, 40 yeni karakolun yanı sıra tarımsal yerleşimler ve altyapı projeleri de hayata geçirilecek. İsrail hükümeti, bu adımın 'Doğu sınırındaki demografik ve güvenlik dengesini' sağlayacağını savunuyor. Ancak, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerine benzer şekilde, bu planın uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde eleştiriler de yükseliyor.
Bölgesel ve jeopolitik boyut
Ürdün, İsrail'in doğusunda stratejik bir tampon bölge konumunda. İsrail'in bu hamlesi, Ürdün ile ilişkileri daha da karmaşık hale getirebilir. Amman yönetimi, daha önce Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini kınamıştı. Plan, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasının yeni bir boyut kazanmasına yol açabilir. Filistin Yönetimi, İsrail'in Ürdün sınırındaki bu girişimini 'işgalci politikaların devamı' olarak nitelendirdi. Bölgedeki Arap ülkeleri ve uluslararası toplumun da tepki göstermesi bekleniyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Ürdün sınırında yeni yerleşimler kurması, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve Filistin meselesine ilişkin hassasiyetleriyle doğrudan ilgilidir. Ankara, İsrail'in yerleşim politikalarını defalarca eleştirmiş ve uluslararası hukuka aykırı bulduğunu belirtmiştir. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden vurgulamasına neden olabilir. Ayrıca, Ürdün ile stratejik ilişkileri bulunan Türkiye, bu hamlenin Ürdün'ün güvenliğini tehdit etmesi durumunda diplomatik adımlar atabilir. Bölgedeki tansiyonun yükselmesi, Türkiye'nin Arap dünyası ile ilişkilerini ve Doğu Akdeniz'deki jeopolitik dengeleri de etkileyebilir.