İsrail Tıp Birliği'nin (IMA) Dünya Tıp Birliği (WMA) nezdindeki temsil yetkisinin askıya alınması için uluslararası baskı giderek artıyor. Filistinli doktorlar ve insan hakları örgütleri, IMA'yı İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tıbbi destek sağlamak ve Filistinli sağlık çalışanlarının haklarını ihlal etmekle suçluyor. WMA'nın Ekim ayında yapılacak genel kurulunda bu talep oylanacak. Gelişme, İsrail'in uluslararası itibarına yönelik artan baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya Tıp Birliği, 1947'de kurulan ve 100'den fazla ulusal tıp birliğini temsil eden bir çatı örgüttür. İsrail Tıp Birliği, 1952'den bu yana WMA üyesidir. Ancak son dönemde, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları sırasında sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar ve hastanelere düzenlenen baskınlar, IMA'nın bu süreçteki tutumunu tartışmaya açtı.
Filistin Tıp Birliği, İsrail Tıp Birliği'ni, Gazze'de sağlık çalışanlarının öldürülmesi ve hastanelerin hedef alınması karşısında sessiz kalmakla suçluyor. Ayrıca, İsrail ordusunda görev yapan doktorların, uluslararası tıbbi etik ilkelerine aykırı olarak sorgulama ve işkence gibi uygulamalara katıldığı iddia ediliyor. IMA ise bu suçlamaları reddediyor ve tarafsız bir pozisyonda olduğunu savunuyor.
Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık altyapısının büyük ölçüde tahrip olduğunu ve sağlık çalışanlarının sistematik olarak hedef alındığını belirtiyor. 7 Ekim 2023 sonrası başlayan çatışmalarda binlerce Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bu durum, uluslararası tıp camiasında İsrail Tıp Birliği'nin üyeliğinin sorgulanmasına neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail Tıp Birliği'nin olası bir askıya alınması, yalnızca tıp dünyasında değil, siyasi arenada da yankı uyandıracak. WMA, bugüne kadar herhangi bir ulusal tıp birliğini siyasi gerekçelerle üyelikten çıkarmadı. Ancak Filistinli doktorlar ve insan hakları savunucuları, IMA'nın eylemlerinin tıbbi etikle bağdaşmadığını ve WMA tüzüğünün ihlal edildiğini öne sürüyor.
Öte yandan, İsrail'in uluslararası alanda artan izolasyonu, bu tür girişimleri daha da anlamlı kılıyor. Geçtiğimiz aylarda Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin soruşturma başlatmıştı. Ayrıca, birçok ülke İsrail'e yönelik diplomatik ve ekonomik yaptırımlar uyguluyor. İsrail Tıp Birliği'nin WMA'dan askıya alınması, bu baskılara bir yenisini ekleyecek.
WMA'nın kararı, tıp etiği ile siyaset arasındaki hassas dengeyi de ortaya koyuyor. Bazı üye birlikler, IMA'nın askıya alınmasının tıp dünyasını siyasallaştıracağını savunurken; diğerleri ise sağlık çalışanlarının korunmasının evrensel bir ilke olduğunu ve etik ihlallere karşı taviz verilmemesi gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin yanlısı politikalarıyla örtüşmektedir. Türk Tabipleri Birliği gibi kuruluşlar, İsrail Tıp Birliği'ne karşı benzer girişimleri uluslararası platformlarda destekleyebilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda Gazze'deki insani krize dikkat çekerken, WMA'daki bu tartışma da Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak, İsrail ile ilişkilerin son dönemde normalleşme sürecinde olması, Türkiye'nin bu konuda temkinli bir tutum izlemesine yol açabilir. Yine de, sağlık etiği gibi evrensel bir değerin savunulması, Türk dış politikasının ilkeleriyle uyumlu olduğu için Ankara'nın dolaylı destek vermesi muhtemeldir.