İsrail, Suriye'ye yönelik uzun süredir devam eden katı politikasını gözden geçiriyor ve Şam ile kapsamlı bir güvenlik anlaşmasına zemin hazırlamak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump'ın yakın dostu ve Orta Doğu özel temsilcisi Tom Barrack ile ilişkilerini onarmaya çalışıyor. Bu diplomatik manevra, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirebilecek kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. İsrail güvenlik bürokrasisinden edinilen bilgilere göre, Kudüs yönetimi, Suriye'deki mevcut istikrarsızlığın sürekli bir tehdit oluşturduğunu ve uzun vadeli çözüm için diyalog seçeneklerinin yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyor.
Politika Değişiminin Arka Planı
İsrail'in Suriye politikası, yıllar boyunca askeri üstünlük, istihbarat operasyonları ve İran'ın Suriye'deki varlığına yönelik sert müdahale üzerine kuruluydu. Ancak son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, İsrail'in bu yaklaşımını yeniden değerlendirmesine yol açtı. Suriye'deki iç savaşın yarattığı yıkım, milyonlarca mülteci ve halen devam eden çatışmaların yanı sıra Rusya ve Türkiye'nin bölgedeki etkinliklerini artırması, İsrailli yetkilileri daha kapsamlı bir strateji izlemeye itiyor.
İsrail yönetimi, özellikle İran yanlısı milislerin Suriye'deki konumlanışını engellemek için kara operasyonları ve hava saldırılarını sürdürürken, bir yandan da Suriye devleti ile bir güvenlik anlaşması ihtimalini masaya yatırıyor. Bu çerçevede, Tom Barrack'ın aracılığıyla üst düzey temaslar başlatılması planlanıyor. Barrack'ın, Trump'a yakınlığı ve Orta Doğu'daki geniş temas ağı sayesinde bu süreçte köprü vazifesi görebileceği belirtiliyor. İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, "Yeni bir yaklaşım benimseniyor; Suriye ile güvenlik önceliklerimizi dengeleyen bir anlaşma zemini arıyoruz" ifadelerine yer verildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Suriye ile güvenlik anlaşması arayışı, bölgedeki güç dengelerini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Bu hamle, özellikle İran'ın Suriye'deki nüfuzunu sınırlama hedefiyle örtüşüyor. İsrail, anlaşma sayesinde Suriye'nin güneyinde tampon bölgeler oluşturmayı ve İran'ın askeri varlığının belirli mesafelerde tutulmasını hedefliyor. Aynı zamanda, Rusya'nın bölgedeki rolü ve Türkiye'nin kuzey Suriye'deki operasyonları da bu denklemin parçaları olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, İsrail'in bu adımının ABD'nin Orta Doğu'daki yeni stratejik öncelikleriyle de uyumlu olduğunu vurguluyor.
Barack'ın üstlendiği rol, ABD'nin bölgedeki yeniden yapılandırma çabalarının bir yansıması olarak görülüyor. Washington, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme sürecini ve Suriye'deki krizin çözümünü birbirine bağlayan kapsamlı bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda, İsrail'in Suriye ile anlaşması, bölgesel istikrarın sağlanması ve mülteci krizi, enerji kaynakları ve ticaret yolları gibi konularda iş birliğinin önünü açabilir. Ancak, Suriye yönetiminin talepleri ve İran'ın olası tepkisi, anlaşmanın önündeki en büyük engeller olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Suriye politikasındaki bu olası değişim, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör tehditlerinin ortadan kaldırılması konusunda hassasiyetini sürdürürken, İsrail'in Suriye ile bir güvenlik anlaşması yapması, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki operasyon alanlarını ve askeri harekat serbestisini etkileyebilir. Özellikle, İsrail'in anlaşma kapsamında Suriye'nin güneyinde oluşturmayı planladığı tampon bölgeler, Türkiye'nin güney sınırındaki PKK/YPG varlığına yönelik mücadelesini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in Rusya ve İran ile ilişkilerini dengeleyen bu hamlesi, Türkiye'nin Astana sürecindeki ortaklarıyla ilişkilerini de şekillendirebilir. Ankara, bölgede kalıcı barış için atılacak adımları desteklerken, kendi güvenlik kaygılarının da gözetilmesini bekliyor.