İsrail'de sonbaharda yapılması beklenen erken genel seçimler öncesinde, eski Genelkurmay Başkanı ve Ulusal Birlik Partisi lideri Gadi Eisenkott, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun en güçlü rakibi olarak öne çıkıyor. Ülkede siyasi krizin derinleşmesi ve mevcut koalisyon hükümetinin dağılma sinyalleri vermesi, seçimlerin ekim veya kasım ayında yapılabileceğini gösteriyor. Eisenkott'un merkez sağda konumlanan ve güvenlik odaklı söylemleri, özellikle İsrail-Filistin çatışmasının tırmandığı bir dönemde seçmen nezdinde karşılık buluyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail siyaseti, son yıllarda rekor düzeyde istikrarsızlık yaşıyor. 2019'dan bu yana beş kez seçim yapıldı ve hiçbir parti tek başına hükümet kuramadı. Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi, aşırı sağcı ve dini partilerle kurduğu koalisyonu sürdürmekte zorlanıyor. Yargı reformu tartışmaları, Filistin topraklarındaki yerleşim politikaları ve Gazze'deki çatışmalar, hükümetin popülaritesini olumsuz etkiliyor. Bu ortamda Gadi Eisenkott, askeri geçmişi ve “güvenliği önceleyen” söylemleriyle dikkat çekiyor. 2015-2019 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapan Eisenkott, ordudaki reformları ve Hamas'a karşı operasyonlardaki rolüyle tanınıyor. Siyasete girdiğinde ise Netanyahu'nun aksine daha ılımlı bir Filistin politikası izleyeceği sinyallerini verdi. Anketler, Eisenkott'un liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi'nin Likud ile başa baş gittiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki olası bir hükümet değişikliği, sadece iç politikayı değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilir. Eisenkott'un başbakan olması durumunda, İsrail'in ABD ile ilişkileri, İran nükleer programına yaklaşımı ve Filistin yönetimiyle müzakereler yeniden şekillenebilir. Netanyahu döneminde gerginleşen AB-İsrail ilişkilerinin yumuşaması beklenirken, bölgedeki Arap ülkeleriyle normalleşme süreci (Abraham Anlaşmaları) devam edebilir. Ancak Eisenkott'un güvenlik odaklı duruşu, özellikle İran konusunda sert bir çizgi izleyebileceğini gösteriyor. Bu da bölgede yeni bir gerilim dalgasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu siyasi gelişme, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da önem taşıyor. Son yıllarda iki ülke arasında normalleşme adımları atılmış, karşılıklı büyükelçi atamaları yapılmıştı. Ancak Netanyahu'nun Filistin politikası, Türkiye tarafından sıkça eleştiriliyordu. Eisenkott'un daha ılımlı bir Filistin yaklaşımı benimsemesi, Ankara ile Tel Aviv arasındaki diyaloğu olumlu etkileyebilir. Öte yandan, İran konusundaki olası sert tutum, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla çelişebilir. Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticaret hacmi, iki ülke arasındaki ilişkilerin temelini oluşturuyor. Seçim sonucu ne olursa olsun, Türkiye'nin İsrail'deki hükümet değişikliğini dikkatle izlemesi ve diplomatik kanalları açık tutması bekleniyor.