İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria ve abluka altındaki Gazze Şeridi'ne yönelik son 24 saat içinde düzenlediği operasyonlarda aralarında bir genç kızın da bulunduğu dört Filistinli hayatını kaybetti. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, öldürülenlerin kimlikleri henüz netleşmezken, olayların büyük bölümü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin ve Nablus kentleri ile Gazze sınırında yaşandı. Son bir yılda artan İsrail baskınları, bölgede can kayıplarını her geçen gün artırıyor.
Olayların arka planı: Baskınlar ve artan şiddet
İsrail ordusunun Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampına düzenlediği gece yarısı operasyonunda 17 yaşındaki bir genç kızın açılan ateş sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. Görgü tanıkları, İsrail askerlerinin kampa girdiği sırada çatışma çıktığını ve genç kızın evinin önünde vurulduğunu aktardı. Filistin Kızılayı'na bağlı ekiplerin olay yerine müdahale ettiği ancak genç kızın olay yerinde hayatını kaybettiği belirtildi. Aynı operasyonda iki Filistinli erkeğin daha öldürüldüğü, bir kişinin de yaralandığı öğrenildi.
Öte yandan Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, İsrail sınırına yakın bir bölgede düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusu, saldırının "sınırı geçmeye çalışan bir gruba" yönelik olduğunu savundu. Ancak Filistinli kaynaklar, öldürülen kişinin sivil olduğunu ve olay yerinde herhangi bir silah bulunmadığını öne sürdü. Bu olayla birlikte son 24 saatte öldürülen Filistinli sayısı dörde yükseldi.
İsrail güçlerinin Batı Şeria'da son aylarda sıklaştırdığı operasyonlar, Filistinli gruplarla çatışmaları da beraberinde getiriyor. Cenin ve Nablus, Filistin İslami Cihat ve Hamas gibi örgütlerin etkin olduğu bölgeler olarak biliniyor. İsrail, operasyonları "terörle mücadele" kapsamında meşrulaştırırken, Filistin yönetimi ve uluslararası insan hakları örgütleri, orantısız güç kullanımı ve sivil kayıplar nedeniyle İsrail'i eleştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gerilim tırmanıyor
Son 24 saatte yaşanan can kayıpları, bölgede zaten kırılgan olan istikrarı daha da tehlikeye atıyor. İsrail'in Batı Şeria'daki baskınları, Filistin Yönetimi'nin otoritesini zayıflatırken, halk arasında öfkeyi artırıyor. Bu durum, radikal grupların işe alım çabalarını kolaylaştırabilir ve yeni bir şiddet dalgasını tetikleyebilir.
Uluslararası toplum, İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkilileri, sivil kayıplardan duydukları endişeyi dile getirerek taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgularken, Filistinlilerin öldürülmesine ilişkin somut bir kınama yapmaktan kaçınıyor. Bu tutum, Batılı müttefikler arasında da görüş ayrılıklarına yol açıyor.
Bölgede tansiyonun yükselmesi, Gazze'deki insani durumu da olumsuz etkiliyor. Abluka altındaki Gazze'de temel malzemelere erişim giderek zorlaşırken, son saldırılar yeni bir göç dalgasını tetikleyebilir. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, ateşkes çabalarını sürdürüyor ancak kalıcı bir çözüm için taraflar arasındaki güven eksikliği büyük bir engel teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in son 24 saatte dört Filistinliyi öldürmesi, Türkiye'nin Filistin meselesine yaklaşımını yeniden gündeme getiriyor. Ankara, geleneksel olarak Filistinlilerin haklarını savunan ve İsrail'e yönelik eleştirel bir tutum sergileyen bir ülke. Son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan normalleşme süreci, bu tür olaylarla sarsılabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin konusunda hassasiyetini sık sık vurguluyor ve uluslararası platformlarda İsrail'in uygulamalarını kınıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme çabalarını da zorlaştırabilir. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin'e yönelik destek güçlü olduğundan, hükümet üzerindeki baskı artabilir. Türkiye'nin, İsrail ile diyaloğu sürdürürken Filistinlilerin haklarını savunma dengesini gözetmesi gerekecek.