İran'ın Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, ülkesinin savunma doktrinini değiştirerek 'saldırgan' bir strateji benimsediğini açıkladı. Bu açıklamanın hemen ardından ABD yönetimi, Suudi Arabistan'daki diplomatik personelinin bir kısmını tahliye etme kararı aldı. Bölgede artan gerilim, ABD'nin İran'a yönelik olası askeri müdahale hazırlığı yaptığı iddialarını güçlendirdi. Uluslararası toplum, iki ülke arasında doğrudan bir çatışma riskinin son yılların en yüksek seviyesine çıktığını değerlendiriyor.
Gerilimin arka planı: Nükleer anlaşmazlıktan askeri doktrine
İran ile ABD arasındaki gerginlik, 2018'de Washington'un nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla başladı. Son aylarda İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile yaşanan denetim krizleri, diplomatik çözüm umutlarını azalttı. İran'ın 'saldırgan' doktrin açıklaması, Batı'nın askeri baskısına karşı bir caydırıcılık mesajı olarak yorumlanıyor. ABD'nin Suudi Arabistan'daki Büyükelçiliği ve konsolosluklarından personel çekme kararı ise istihbarat raporlarına dayandırılıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, kararın 'bölgede artan tehdit algısı' nedeniyle alındığını belirtti ancak ayrıntı vermedi. Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri de olası bir çatışma için hazırlık yapıyor. İran'a yönelik yaptırımların ekonomik etkisi ise Tahran'ı daha da köşeye sıkıştırmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaş senaryoları ve enerji piyasaları
Olası bir ABD-İran çatışması, Orta Doğu'da geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açabilir. Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol, dünya arzının beşte birini oluşturuyor. Herhangi bir askeri müdahale, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomide dalgalanmalara neden olabilir. Ayrıca İran'ın bölgedeki vekil güçleri (Lübnan Hizbullahı, Irak'taki Şii milisler, Yemen'deki Husiler) üzerinden misilleme yapması riski, çatışmanın yayılma ihtimalini artırıyor. Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Avrupa Birliği diplomatik kanalların açık tutulmasını istiyor. Ancak ABD Başkanı'nın danışmanları arasında askeri seçeneğin masada olduğu konuşuluyor. BM Güvenlik Konseyi ise acil toplantı düzenleme çabasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınıra sahip ve enerji ithalatında İran doğalgazı önemli bir yer tutuyor. Olası bir savaş, Türkiye'nin enerji güvenliğini riske atar, sınır güvenliğini tehdit eder ve mülteci akınlarını tetikleyebilir. Ayrıca Türkiye, Batı ile İran arasında denge politikası yürütüyor; arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ekonomik açıdan, petrol fiyatlarındaki artış enflasyonu ve cari açığı olumsuz etkiler. Türkiye'nin savunma sanayii ve askeri hazırlıkları da bu gelişmeler ışığında gözden geçirilmeli.