İsrail'de siyasi çevreler, ABD ve İran arasında imzalanan barış anlaşmasına sert tepki gösterdi. Anlaşmanın, İsrail'in bölgedeki askeri ve diplomatik üstünlüğünü zayıflattığı gerekçesiyle eleştirilmesi dikkat çekti. İsrailli yetkililer, anlaşmanın özellikle İran'ın nükleer programına yönelik kısıtlamaların yetersiz olduğunu savunuyor. Bu durum, İsrail ile ABD arasında son yıllarda yaşanan en ciddi görüş ayrılıklarından biri olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın arka planı ve İsrail'in itirazları
ABD ile İran arasında Viyana'da yürütülen müzakerelerin ardından varılan anlaşma, nükleer programın sınırlandırılması karşılığında İran'a yönelik yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyor. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini düşük seviyelerde tutmasını ve uluslararası denetimlere izin vermesini şart koşuyor. Ancak İsrail, bu düzenlemenin İran'ın nükleer silah üretme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadığını ileri sürüyor. İsrail Başbakanı, anlaşmayı "tarihi bir hata" olarak nitelendirirken, Savunma Bakanı da İran'ın anlaşmayı istismar edeceğini iddia etti.
İsrail'in endişeleri sadece nükleer programla sınırlı değil. Anlaşmanın İran'a mali kaynak sağlayacağını ve bu kaynakların bölgedeki vekil güçler aracılığıyla İsrail'e yönelik tehditleri artıracağını düşünüyor. İsrail istihbaratına göre, İran'ın Lübnan'daki Hizbullah ve Gazze'deki Hamas gibi örgütlere verdiği destek, yaptırımların hafiflemesiyle daha da güçlenecek.
Bölgesel boyut ve jeopolitik dengeler
Anlaşma, İran'ın ekonomik olarak rahatlamasına ve bölgesel nüfuzunu genişletmesine yol açabilir. Bu durum, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'ı bölgesel rakip olarak gören ülkelerde de tedirginlik yaratıyor. İsrail ise bu ülkelerle son yıllarda geliştirdiği normalleşme sürecinin anlaşma ile baltalanabileceğinden endişe ediyor. ABD yönetimi ise anlaşmanın Orta Doğu'da istikrarı artıracağını ve yeni bir savaş riskini azaltacağını savunuyor. Ancak İsrail, bu anlaşmanın İran'ın bölgedeki agresif politikalarını durdurmayacağına inanıyor.
İran cephesinde ise anlaşma memnuniyetle karşılandı. İran Cumhurbaşkanı, anlaşmanın ülkesine yönelik haksız yaptırımları sona erdireceğini ve ekonomiyi canlandıracağını belirtti. İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu yineleyen yetkililer, anlaşmanın uluslararası toplum tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun süredir enerji ve ticaret alanında işbirliği yaparken, anlaşma Türkiye'nin ekonomik çıkarlarına olumlu yansıyabilir. Yaptırımların hafiflemesiyle doğal gaz ve petrol ticaretinin artması bekleniyor. Ancak İsrail ile ilişkilerde yaşanan gerginlik, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Bölgesel güç dengesi açısından, anlaşmanın Türkiye'ye İran'la daha yakın işbirliği fırsatı sunması muhtemel. Öte yandan, İsrail'in tepkisi ve olası yeni gerginlikler, Türkiye'nin çözüm odaklı arabuluculuk rolünü daha da önemli hale getirebilir.