Tel Aviv — 7 Ekim'de Hamas tarafından kaçırılan İsrailli rehineler, haftalar, aylar hatta yıllar süren esaretin ardından özgürlüğe kavuşmanın her anını derin bir minnetle yaşıyor. Çocuklarıyla ya da yalnız başına kaçırılan, savaşın acımasızca sürdüğü bir dönemde Hamas tünellerinde veya esir alanların evlerinde tutulan bu kişiler, şimdi en küçük özgürlük anlarının bile tadını çıkarıyor. Kimi bir bardak su içmenin, kimi dışarıda yürümenin, kimi ise sevdiklerine sarılmanın tarifsiz mutluluğunu dile getiriyor. Ancak gölgede kalan bir gerçek var: Hâlâ onlarca rehine Hamas'ın elinde ve aileleri her gün endişeyle haber bekliyor.
Esaretten Özgürlüğe: Kırılgan Hayatlar
İsrail basınına konuşan eski rehineler, yaşadıkları travmayı ve özgürlüğün değerini çarpıcı ifadelerle anlatıyor. Bazıları karanlık tünellerde geçen günlerin ardından güneş ışığını ilk gördüklerinde gözyaşlarını tutamadıklarını söylüyor. Bazıları ise ailelerinden ayrı kaldıkları her saniyenin acısını hâlâ yüreklerinde hissettiklerini belirtiyor. Psikologlar, bu kişilerin uzun süreli esaretin ardından "Stockholm sendromu" ya da travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlarla karşılaşabileceğini vurguluyor. İsrail hükümeti, serbest bırakılan rehinelere yönelik rehabilitasyon programları düzenlerken, aileler bir yandan da geri kalan yakınlarının kurtarılması için kampanyalar yürütüyor.
7 Ekim saldırısında yaklaşık 240 kişi rehin alınmıştı. O günden bu yana bazıları serbest bırakıldı, bazılarının ise hayatını kaybettiği doğrulandı. Hamas'ın elinde hâlâ 100'den fazla rehinenin olduğu tahmin ediliyor. Bu kişilerin bir kısmı İsrail vatandaşı, bir kısmı ise çifte vatandaşlığa sahip. Aralarında çocuklar, yaşlılar ve kadınlar da bulunuyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, rehinelerin akıbeti konusunda somut bilgi alınamadığını ve endişelerin arttığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Rehine krizi, İsrail-Hamas savaşının en hassas başlıklarından biri. Müzakereler zaman zaman tıkanıyor, ateşkes anlaşmaları rehinelerin serbest bırakılmasına bağlanıyor. Katar ve Mısır'ın arabuluculuk çabaları ara ara sonuç verse de kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Uluslararası toplum, rehinelerin koşulsuz serbest bırakılması çağrılarını yineliyor. Birleşmiş Milletler, taraflara insani koridorların açılması ve rehinelerin güvenli tahliyesi için çağrı yapıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri de vatandaşlarının kurtarılması için yoğun diplomasi yürütüyor.
Öte yandan, rehine krizi İsrail iç siyasetinde de derin yaralar açtı. Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, rehinelerin kurtarılamaması nedeniyle sert eleştirilerle karşı karşıya. Aileler, hükümetin yeterince çaba göstermediğini savunuyor ve kitlesel protestolar düzenliyor. Savaş kabinesinde yaşanan görüş ayrılıkları da kamuoyuna yansıdı. İsrail ordusunun Gazze'deki operasyonlarını genişletmesi, rehinelerin hayatını daha da tehlikeye atabilir endişesi taşınıyor. Hamas ise rehineleri pazarlık kozu olarak kullanmayı sürdürüyor ve İsrail'in saldırılarını durdurması karşılığında serbest bırakma sinyali veriyor.
Uzmanlar, rehine krizinin çözülmemesinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor. Lübnan sınırında Hizbullah ile artan gerilim, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve İran'ın olası müdahalesi, savaşın yayılma riskini artırıyor. Rehinelerin akıbeti, olası bir ateşkesin en kritik maddesi olarak öne çıkıyor. Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Thani, müzakerelerin olumlu ilerlediğini ancak somut bir anlaşmanın henüz sağlanamadığını açıkladı. Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi ise Gazze'ye insani yardım girişinin artırılması ve rehinelerin serbest bırakılması için çağrıda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Hamas savaşında rehinelerin serbest bırakılması ve insani ateşkes sağlanması için aktif diplomasi yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas ve İsrail yetkilileriyle temaslarda bulunarak rehinelerin durumunu gündeme getirdi. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları, bölgesel istikrarın korunması ve sivil kayıpların önlenmesi açısından kritik. Ayrıca, Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardımları ve rehinelerin ailelerine verdiği destek, uluslararası kamuoyunda olumlu yankı buluyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde de risk oluşturuyor. Bu nedenle Ankara, kalıcı bir ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için çabalarını sürdürüyor.