İsrail'de seçmenler Salı günü, ülkenin bir sonraki başbakanını belirleyecek kritik bir seçim için sandık başına gidiyor. Ancak sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun, yeni hükümetin kurulması haftalar, aylar, hatta daha uzun bir süre alabilir. Ülke, son dört yılda beşinci kez genel seçime giderek siyasi istikrarsızlığın derinleştiği bir dönemden geçiyor. Seçim, İsrail'in iç politikasında ve dış ilişkilerinde belirleyici olacak.
Seçimin Arka Planı: Siyasi Kilitlenme ve Tekrarlanan Seçimler
İsrail'de siyasi sistem, nispi temsil esasına dayalı olup, hükümet kurmak için koalisyon ortaklarına ihtiyaç duyuluyor. Son yıllarda hiçbir parti veya ittifak tek başına iktidara gelecek çoğunluğu sağlayamadı. 2019'dan bu yana yapılan seçimlerde siyasi partiler arasındaki derin görüş ayrılıkları, koalisyon hükümetlerinin kurulmasını zorlaştırdı. Özellikle eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davaları etrafındaki kutuplaşma, siyasi tıkanıklığın ana nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu seçimde de benzer bir tablo öngörülüyor. Anketler, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile muhalefetteki partilerin başa baş bir yarış içinde olduğunu gösteriyor. Seçim sonrası koalisyon müzakerelerinin yine çetin geçmesi ve hükümet kurma sürecinin uzaması bekleniyor. İsrail Cumhurbaşkanı, seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından partilerle istişare ederek bir hükümet kurma görevi verecek. Bu süreç yasal olarak 28 günü bulabiliyor ve gerekirse ek süre verilebiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İsrail'in Dış Politikada Yön Arayışı
İsrail seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile Arap ülkeleriyle ilişkilerin normalleşmesi süreci, Filistin meselesi ve İran'ın nükleer programı gibi konular, seçim sonrası kurulacak hükümetin dış politikasında belirleyici olacak. Ayrıca ABD ile ilişkiler, Çin'in bölgedeki artan etkisi ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi küresel gelişmeler karşısında İsrail'in pozisyonu da seçim sonuçlarından etkilenecek.
Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörler, İsrail'deki siyasi istikrarsızlığın bölgesel barış sürecine etkilerini dikkatle izliyor. Filistin yönetimi ise seçim sonucunun iki devletli çözüm perspektifine etkisini değerlendirecek. Öte yandan, İsrail'in ekonomik göstergeleri ve teknoloji sektöründeki performansı, siyasi belirsizliğe rağmen güçlü seyrini koruyor; ancak uzun süreli hükümet krizleri yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel dengeler açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları kapsamında karşılıklı ziyaretler ve enerji işbirliği gibi adımlar atmıştı. Yeni hükümetin Filistin meselesine yaklaşımı, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve Suriye ile Lübnan'daki istikrar arayışları, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkileyecek. Ayrıca ABD'nin İsrail politikasındaki olası değişimler, Türkiye-ABD ilişkilerine de yansıyabilir. Bu nedenle Ankara, seçim sonrası hükümetin kompozisyonunu ve dış politika önceliklerini dikkatle izleyecek.