İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun destekçileri ve muhalifleri, ülkenin uluslararası alanda izolasyonu, iç güvenlik ve İsrail kimliğinin geleceği konusunda yoğun kaygılar dile getiriyor. Siyasi yelpazenin her kesiminden İsrailli Yahudiler, seçimi bir korkular seçimi olarak nitelendiriyor. Anketler, seçmenin büyük bölümünün hem güvenlik hem de kimlik ekseninde derin endişe taşıdığını ortaya koyuyor.
Seçim Atmosferi ve Temel Kaygılar
İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan son seçimlerin ardından siyasi istikrarsızlık sürüyor. Ancak bu kez seçim atmosferi, önceki seçimlerden farklı olarak, dış politika ve güvenlik konularının yanı sıra ülkenin demokratik kimliği ve Yahudi karakteri üzerine yoğunlaşmış durumda. Netanyahu'nun destekçileri, İran'ın nükleer programı, Filistin meselesi ve bölgesel tehditler karşısında güçlü bir liderliğin gerekliliğine vurgu yaparken, muhalifler ise Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davalarının ülkeyi otoriterleşmeye sürüklediğini savunuyor.
Kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin yaklaşık yüzde 60'ının ülkenin gidişatından memnun olmadığını gösteriyor. Özellikle genç seçmenler arasında, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikaları ve işgal altındaki topraklardaki durum nedeniyle artan bir huzursuzluk var. Aynı zamanda, aşırı sağcı partilerin yükselişi, sol ve merkez partilerin seçmen tabanında endişe yaratıyor.
Uluslararası İzolasyon ve Güvenlik Endişeleri
İsrail'in uluslararası alanda artan izolasyonu, seçim kampanyalarının merkezinde yer alıyor. Netanyahu hükümetinin tartışmalı yerleşim politikaları ve insan hakları örgütlerinin apartheid suçlamaları, ülkenin Batılı müttefikleriyle ilişkilerini germiş durumda. Özellikle ABD'deki Demokrat Parti içinde İsrail'e yönelik eleştirilerin artması, İsrailli seçmenlerde kaygıya yol açıyor. Destekçiler, Netanyahu'nun ABD Kongresi'ndeki konuşması ve Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları gibi adımlarla bu izolasyonu kırmaya çalıştığını savunurken, muhalifler bu politikaların ülkeyi daha da yalnızlaştırdığını belirtiyor.
Güvenlik konusunda ise, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Batı Şeria ve Gazze'de artan operasyonları, İran'ın nükleer programına yönelik tehditler ve Hizbullah ile yaşanan gerilim, seçmenlerin ana gündem maddeleri arasında. Netanyahu, güvenlik konusundaki deneyimini öne çıkararak seçmenlere "güçlü İsrail" mesajı verirken, muhalefet lideri Yair Lapid, Netanyahu'nun güvenlik politikalarının ülkeyi daha da izole ettiğini ve gerçek tehditlere karşı etkisiz kaldığını iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Ortadoğu politikası ve bölgesel güvenlik denklemleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Netanyahu'nun yeniden iktidara gelmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme sürecini sekteye uğratabilir ve Doğu Akdeniz'deki gerilimi artırabilir. Öte yandan, muhalefetin kazanması halinde iki ülke arasında enerji işbirliği ve ticaretin canlanması beklenebilir. Türkiye, Filistin meselesindeki hassasiyeti nedeniyle İsrail'in politikalarını yakından izlemekte ve bölgesel istikrar için dengeli bir tutum sergilemek durumunda.