İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak parlamento seçimleri öncesinde yayınlanan son anketler, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ blokun muhalefetin gerisinde kaldığını gösteriyor. Anketlere göre Netanyahu'nun Likud partisi ve müttefikleri toplam 50 sandalye kazanırken, muhalefet partileri 52 sandalyeyle az bir farkla önde bulunuyor. Bu sonuçlar, İsrail'de siyasi belirsizliğin süreceğine işaret ediyor.
Seçim öncesi son anketler ve siyasi tablo
İsrail'de yasal olarak seçimden önce yayınlanmasına izin verilen son anketler, 120 sandalyeli Knesset'te hiçbir bloğun tek başına iktidar kuramayacağını ortaya koyuyor. Netanyahu'nun liderliğindeki sağ blok, 50 sandalyede kalırken, muhalefet partileri toplamda 52 sandalyeye ulaşıyor. Ancak bu tablo, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyenin oldukça uzağında. Anket sonuçları, İsrail siyasetindeki parçalanmışlığın ve seçmen tabanındaki kutuplaşmanın altını çiziyor.
Son anketler, özellikle Arap partilerinin desteği ve küçük partilerin barajı geçip geçmeyeceği gibi belirsizlikler nedeniyle kesin bir sonuç öngörmekten uzak. Netanyahu'nun iktidarını sürdürebilmesi için geleneksel müttefikleri olan ultra-Ortodoks ve aşırı sağ partilerin yanı sıra, geleneksel olarak muhalefette yer alan bazı partilerin desteğine ihtiyaç duyabileceği belirtiliyor. Ancak muhalefet lideri Yair Lapid'in de bir koalisyon hükümeti kurma şansı bulunuyor. Bu durum, seçim sonrası uzun sürecek koalisyon görüşmelerine işaret ediyor.
İsrail'de son dört yılda beşinci kez sandık başına gidiliyor. Siyasi istikrarsızlık, ülkenin ekonomik ve güvenlik politikalarını da olumsuz etkiliyor. Netanyahu'nun yargı reformu tartışmaları ve yolsuzluk davası, seçim kampanyasının merkezinde yer alıyor. Muhalefet, Netanyahu'nun iktidarda kalması durumunda demokrasinin zarar göreceğini savunurken, Netanyahu ise kendisini İsrail'in güvenliği için tek alternatif olarak sunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
İsrail'deki seçim sonuçları, Ortadoğu'daki dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun iktidarda kalması, İran karşıtı sert politikaların ve Filistin meselesinde statükonun sürmesi anlamına gelebilir. Muhalefetin kazanması halinde ise özellikle ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerde yumuşama ve Filistin ile diyaloğun yeniden başlaması ihtimali bulunuyor. Ancak her iki durumda da İsrail'in güvenlik öncelikleri ve bölgesel ittifakları belirleyici olacak. Son anketler, İsrail seçmeninin önemli bir bölümünün Netanyahu'ya alternatif aradığını gösteriyor, ancak bu alternatifin ne kadar güçlü olduğu tartışmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da kritik önem taşıyor. Netanyahu hükümeti döneminde inişli çıkışlı bir seyir izleyen ilişkiler, özellikle Doğu Akdeniz ve Filistin politikaları nedeniyle gerginleşmişti. Muhalefetin güçlenmesi, Türkiye ile İsrail arasında yeniden bir normalleşme sürecine kapı aralayabilir. Ancak Türkiye, Filistin davasına verdiği desteği sürdüreceğini ve İsrail'in bölgesel politikalarını yakından izlediğini belirtiyor. Seçim sonrası hükümetin bileşimi, enerji işbirliği ve turizm gibi alanlarda da belirleyici olacak.