The Economist, İsrail'deki Knesset seçimlerine yönelik anket takibini sürdürüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun 1996-1999 ve 2009-2021 yılları arasında kesintisiz sürdürdüğü iktidarı, son dönemde artan siyasi krizler ve yolsuzluk iddialarıyla sarsılıyor. 2022 Kasım ayında yapılan seçimlerin ardından kurulan koalisyon hükümeti, aşırı sağcı partilerin desteğiyle ayakta durmaya çalışırken, kamuoyu yoklamaları iktidar bloğunun oy kaybettiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'de seçimler, son dört yılda beşinci kez sandığa gidilmesiyle sonuçlanan bir siyasi istikrarsızlık döneminin ardından geldi. Netanyahu'nun Likud partisi, Mart 2021 seçimlerinde en fazla oyu almasına rağmen hükümet kuramamış, ancak Kasım 2022'de aşırı sağcı Dini Siyonizm ve Yahudi Gücü partileriyle ittifak kurarak azınlık hükümeti oluşturmuştu. Bu hükümet, yargı reformu adı altında yargı bağımsızlığını zayıflatma girişimleri ve Batı Şeria'daki yerleşim politikalarıyla uluslararası tepki çekiyor. Anketler, Netanyahu'nun koalisyonunun oy oranının yüzde 30'un altına düştüğünü, ana muhalefet partisi Ulusal Birlik'in ise yükselişte olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Netanyahu hakkında devam eden yolsuzluk davaları ve eski savunma bakanı Yoav Gallant'ın ihraç edilmesi gibi olaylar siyasi gerilimi artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, Orta Doğu'daki dengeleri doğrudan etkiliyor. Netanyahu'nun İran karşıtı politikaları ve Filistin yönetimiyle ilişkileri, bölgedeki güvenlik dinamiklerini şekillendiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, yargı reformu ve yerleşim genişletme planlarına karşı uyarılarda bulunurken, İsrail'in iç siyasetindeki kırılganlık, İbrahim Anlaşmaları gibi normalleşme süreçlerini de tehdit ediyor. Anket sonuçları, Netanyahu'nun iktidarda kalması durumunda daha radikal politikalar izlemesi, aksi halde ise daha merkezci bir hükümetin kurulması olasılığını gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğini de etkileyebilir. Son dönemde iki ülke arasında normalleşme adımları atılmış, karşılıklı büyükelçi atamaları yapılmıştı. Ancak Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyonla yönetmesi, özellikle Filistin meselesinde Ankara'nın tepkisini çekecek politikalara yol açabilir. Öte yandan, İsrail'de merkezci bir hükümetin iş başına gelmesi, Doğu Akdeniz'de enerji iş birliği ve ticaret hacminin artmasına katkı sağlayabilir. Türkiye, bölgesel istikrar açısından İsrail iç siyasetindeki gelişmeleri yakından izlemektedir.