İsrail Savunma Bakanlığı, 2025 yılında ülkenin savunma ihracatının 19 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktığını açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Füze, roket ve hava savunma sistemleri 2025'te de liderliğini sürdürerek toplam anlaşma hacminin dörtte birinden fazlasını (yüzde 29) oluşturdu” ifadesine yer verildi. Rekor rakam, İsrail'in küresel savunma sanayiindeki yükselişini teyit ederken, bölgesel güvenlik dengeleri açısından da kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail savunma ihracatı, son beş yılda istikrarlı bir büyüme sergiledi. 2020'de 8,3 milyar dolar olan ihracat, 2023'te 12,5 milyar dolara, 2024'te ise 15,7 milyar dolara yükselmişti. 2025'teki yüzde 21'lik sıçrama, özellikle Demir Kubbe ve Davud'un Sapanı gibi hava savunma sistemlerine olan talebin artmasıyla gerçekleşti. Açıklamada, ihracatın yüzde 35'inin Asya-Pasifik bölgesine, yüzde 30'unun Avrupa'ya, yüzde 20'sinin Kuzey Amerika'ya ve yüzde 15'inin ise diğer bölgelere yapıldığı belirtildi. En büyük alıcılar arasında Hindistan, ABD, Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri öne çıkıyor.
Füze sistemlerindeki artış, İsrail'in özellikle İran'ın artan balistik füze tehdidine karşı geliştirdiği Arrow-3 ve David's Sling gibi sistemlerin küresel pazarda ilgi görmesinden kaynaklanıyor. Ayrıca, insansız hava araçları (İHA) ve siber güvenlik çözümleri de ihracatın önemli kalemleri arasında yer aldı. Bakanlık, 2025'te imzalanan anlaşmaların yüzde 40'ının uzun vadeli stratejik ortaklıklar şeklinde olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in savunma ihracatındaki rekor, Orta Doğu'da devam eden gerginlikler ve küresel silahlanma yarışı bağlamında değerlendiriliyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa ülkelerinin hava savunma sistemlerine olan ihtiyacını artırırken, Asya-Pasifik'te Çin'in askeri yayılmacılığı da bölge ülkelerini savunma harcamalarını yükseltmeye itiyor. İsrail, bu ortamda hem teknolojik yenilikleri hem de savaş alanında test edilmiş sistemleriyle rekabet avantajı yakalamış durumda.
Ancak bu yükseliş, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor. Filistin topraklarındaki işgal ve Gazze'ye yönelik operasyonlar nedeniyle İsrail'e silah ihracatı yapan ülkelere yönelik eleştiriler artarken, bazı ülkelerin (örneğin Meksika ve Kolombiya) İsrail'den silah alımını durdurduğu görülüyor. Buna rağmen, İsrail'in savunma sanayiindeki yeri giderek güçleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in savunma ihracatındaki rekor, Türkiye'nin kendi savunma sanayi hedefleri açısından önemli bir gösterge. Türkiye de son yıllarda yerli üretim İHA'lar, SİHA'lar ve zırhlı araçlarla savunma ihracatını artırıyor (2024'te yaklaşık 5,5 milyar dolar). Ancak İsrail'in 19 milyar dolarlık hacmi, Türkiye'nin bu alandaki potansiyelini göstermekle birlikte, aradaki teknoloji ve pazar farkını da ortaya koyuyor. Bölgesel düzeyde, İsrail'in hava savunma sistemlerine olan talep, Doğu Akdeniz'deki güç dengesini etkileyebilir. Türkiye, kendi hava savunma sistemlerini geliştirme çabalarını (SİPER, HİSAR) hızlandırmalı ve bağımlılığı azaltmalıdır. Ayrıca, İsrail'in Ortadoğu'daki müttefikleriyle (BAE, Bahreyn) artan savunma işbirliği, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini dengeleme ihtiyacını doğuruyor.