İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan'daki askeri operasyonlarını sürdüreceğini ve ülkeden çekilme planı olmadığını belirtti. Bu açıklama, İsrail ile Lübnan arasında çarşamba günü yapılan müzakereler sonucunda ilan edilen yeni ateşkes anlaşmasının hemen ardından geldi. Katz, yaptığı yazılı açıklamada, "Güvenlik gerekçeleriyle, ateşkes kararına rağmen operasyonel faaliyetlerimize geçici bir süre daha devam edeceğiz. Sahadaki koşullar henüz tam bir çekilmeye izin vermiyor" ifadelerini kullandı. Ateşkes, İsrail ile Lübnan arasındaki sınır bölgelerinde aylardır süren çatışmaların ardından varıldı ve bölgesel tansiyonun düşürülmesi amacıyla uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak Katz'ın açıklamaları, anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu ve uygulanmasının önündeki engelleri ortaya koydu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes anlaşması, Birleşmiş Milletler ve ABD'nin arabuluculuğunda, iki ülke arasındaki sınır ihlallerinin durdurulması ve Hizbullah gibi silahlı grupların bölgeden çekilmesi karşılığında İsrail'in de kuzey bölgelerindeki askeri varlığını kademeli olarak azaltmasını öngörüyordu. Anlaşma metnine göre, Lübnan hükümeti, güney sınırında yalnızca resmi silahlı kuvvetlerin bulunmasını sağlamakla yükümlüydü. Ancak İsrail tarafı, Hizbullah'ın hala bölgede aktif olduğunu ve anlaşmanın uygulanmasının yeterli olmadığını savunuyordu. Savunma Bakanı Katz'ın açıklaması, İsrail ordusunun Lübnan topraklarındaki keşif ve hedef belirleme faaliyetlerini sürdürdüğünü, ayrıca İsrail hava kuvvetlerine ait insansız hava araçlarının Lübnan semalarında uçuşlarına devam ettiğini doğruladı. Bu durum, Lübnan hükümeti tarafından ateşkesin ihlali olarak değerlendirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Ateşkes anlaşması, Ortadoğu'da son yılların en ciddi krizlerinden birini sona erdirmeyi hedefliyordu. İsrail-Lübnan sınırı, 2006 savaşından bu yana en yoğun çatışmalara sahne oluyordu. Çatışmalar nedeniyle her iki taraftan da sivil kayıplar yaşanırken, uluslararası toplum bölgede yeni bir savaşın çıkmasından endişe ediyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkes anlaşmasının uygulanmasını izlemek üzere bölgeye bir heyet göndermeyi planlıyor. Ancak Katz'ın açıklamaları, İsrail'in anlaşmanın arkasında durmadığı izlenimi yarattı ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) yetkililerinden tepki çekti. UNIFIL sözcüsü, "Ateşkes, tarafların taahhütlerine bağlı kalmasını gerektirir. Tek taraflı açıklamalar anlaşmanın ruhuna zarar verir" dedi. Bölgesel olarak, İsrail'in bu tutumu, başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Arap ülkeleri arasında hayal kırıklığı yarattı. İran destekli Hizbullah ise, İsrail ihlallerine karşı misilleme tehdidinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikaları açısından yakından izlenmelidir. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü defalarca vurgulamış ve bölgede barışçıl çözümden yana olduğunu belirtmiştir. İsrail'in ateşkese rağmen operasyonları sürdürmesi, bölgesel istikrarı tehdit edebilir ve Türkiye'nin enerji projeleri ile deniz yetki alanlarına ilişkin çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye-Lübnan arasındaki ticari ve insani ilişkiler göz önüne alındığında, çatışmanın yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin Lübnan'daki yatırımlarını ve bölgedeki insani yardım faaliyetlerini sekteye uğratabilir. Bu nedenle, Ankara'nın ateşkesin tam anlamıyla uygulanması için diplomatik çabalarını artırması beklenmektedir.