İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazze Şeridi'nden Filistinlilerin kaldırılması yönündeki tartışmalı görüşünü yineleyerek, bölgenin nüfusunun boşaltılmaması durumunda kalıcı bir çözüm bulunamayacağını öne sürdü. Katz'ın bu açıklaması, uluslararası toplumun İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını ve sivillerin zorla yerinden edilmesi ihtimalini yakından izlediği bir dönemde geldi.
Katz'ın Açıklamaları ve Arka Planı
İsrail Savunma Bakanı Katz, İsrail parlamentosu Knesset'te yaptığı konuşmada, Gazze için 'gerçek bir çözümün' ancak bölgenin Filistinli nüfustan arındırılmasıyla mümkün olabileceğini savundu. Katz, bu ifadesiyle İsrail'in uzun süredir gündemde olan ve uluslararası hukukta soykırım veya etnik temizlik olarak nitelendirilebilecek bir politikayı benimsediği yönündeki endişeleri artırdı. İsrail yönetimi daha önce de Gazze'nin kuzeyinin boşaltılması ve sivillerin güneye veya Mısır'a göç etmesi çağrılarında bulunmuştu. Bu çağrılar, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırısının ardından başlayan ve halen devam eden çatışmalar sırasında daha da yoğunlaşmıştı. Katz'ın son açıklamaları, İsrail hükümetinin Gazze'nin geleceğine ilişkin planlarının bir parçası olarak görülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze'nin yeniden inşasından ve yönetiminden İsrail'in sorumlu olmayacağını, ancak güvenlik kontrolünün süreceğini belirtmişti. Ancak Katz'ın 'nüfusun boşaltılması' ifadesi, İsrail'in Filistinlilerin topraklarından kalıcı olarak çıkarılmasını hedeflediği yorumlarını güçlendiriyor.
Uluslararası toplum, İsrail'in bu tür politikalarını defalarca kınadı. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki sivillerin korunması çağrısında bulunurken, birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında savaş suçları işlendiğini öne sürüyor. Gazze'deki sağlık yetkililerine göre, çatışmaların başladığı günden bu yana 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti; bunların büyük çoğunluğu kadınlar ve çocuklar. Ayrıca, yaklaşık 1,9 milyon Filistinli (Gazze'nin toplam nüfusunun yaklaşık %85'i) yerinden edilmiş durumda. Bu durum, bölgede insani felaketin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Katz'ın bu açıklamaları, sadece Filistinlileri değil, aynı zamanda bölge ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Mısır, Gazze'ye sınır kapısı olan Refah Sınır Kapısı üzerinden büyük bir mülteci akını yaşanması ihtimaline karşı sert bir tutum sergiliyor. Mısır yönetimi, Filistinlilerin Sina Yarımadası'na yerleştirilmesi fikrini reddediyor ve bu durumun Filistin davasını zayıflatacağını ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini savunuyor. Ürdün de benzer endişeler taşıyor. Batı Şeria'da İsrail işgali altında yaşayan Filistinlilerin zaten zor durumda olduğu bir ortamda, Gazze'den kitlesel göç, Filistin devleti kurma ümitlerini daha da zedeleyebilir. Öte yandan İsrail'in bu politikası, uluslararası toplumda yalnızlaşmasına neden oluyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail'in uluslararası mahkemelerde yargılanma olasılığını gündeme getiren kararlar alırken, Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail'in işgal altındaki topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğuna dair görüş bildirdi. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı, İsrail liderleri hakkında savaş suçu işledikleri gerekçesiyle yakalama emri çıkarılmasını talep etti. Bu gelişmeler, İsrail'in uluslararası alanda artan baskılarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Amerika Birleşik Devletleri ise İsrail'in en güçlü müttefiki olarak bu süreçte dengeleyici bir rol oynamaya çalışıyor. Ancak ABD yönetimi, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını sürdürmesine verdiği destek nedeniyle içeride ve dışarıda yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Başkan Joe Biden, ateşkes çağrılarını yinelerken, İsrail'e verdiği askeri destek nedeniyle ülkesinde protestolar eşliğinde dış politika eleştirileriyle karşı karşıya. Bu bağlamda Katz'ın açıklamaları, ABD ile İsrail arasında zaman zaman yaşanan görüş ayrılıklarını da derinleştiriyor.
Bu durumun bir diğer önemli boyutu ise insani yardım faaliyetleri. Gazze'deki insani kriz giderek derinleşirken, yardım kuruluşları bölgeye erişimin kısıtlı olması nedeniyle büyük zorluklarla karşılaşıyor. BM, Gazze'de kıtlık tehlikesi uyarısı yapıyor ve acil ateşkes çağrısında bulunuyor. Bu çağrılar, İsrail'in 'nüfusun boşaltılması' politikasıyla birleştiğinde, bölgede yeni bir insani felaketin kapıda olduğu uyarılarını beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davası açısından son derece önemli. Türkiye, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını ve sivillerin yerinden edilmesini defalarca kınadı ve Filistinlilerin yanında olduğunu vurguladı. Katz'ın bu açıklamaları, Türkiye'nin bölgesel politikasında haklılığını teyit eder nitelikte. Türkiye, İsrail'in bu tür politikalarının bölgesel istikrarı bozacağını ve yeni çatışmalara zemin hazırlayacağını sık sık dile getiriyor. Ankara, uluslararası topluma İsrail üzerinde daha etkili bir baskı kurulması çağrısında bulunuyor. Ayrıca Türkiye, Filistinlilere insani yardım ulaştırılması için önemli bir köprü görevi görüyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği destek, hem insani hem de siyasi düzlemde devam edecek gibi görünüyor.