İran Acil Durum Servisi yetkilileri, İsrail tarafından düzenlenen son hava saldırılarında 15 kişinin yaralandığını, herhangi bir can kaybının yaşanmadığını duyurdu. Acil Durum Servisi Başkanı Cafer Miadfer, yaralıların çoğunun güneybatıdaki Huzistan eyaletinde olduğunu belirtti. Saldırıların, bölgedeki gerilimin artmasına yol açtığı kaydedilirken, İran yönetimi uluslararası topluma sessiz kalmama çağrısı yaptı.
Saldırıların arka planı ve detayları
İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, saldırılar gece saatlerinde başladı ve birkaç saat sürdü. Hava savunma sistemlerinin devreye girdiği, ancak bazı füzelerin hedeflerine ulaştığı bildirildi. Huzistan eyaleti, İran'ın petrol kaynakları açısından zengin bir bölgesi olarak biliniyor ve saldırıların bu stratejik bölgeyi hedef aldığı düşünülüyor.
Yaralanan 15 kişiden 12'sinin Huzistan'da olduğunu doğrulayan Miadfer, diğer yaralıların İsfahan ve Kirmanşah eyaletlerinde kaydedildiğini ifade etti. Sağlık durumlarının genel olarak iyi olduğu ve çoğunun taburcu edildiği belirtildi. Saldırılarda kullanılan silah türüne ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayan bir bildiri yayımlayarak, İsrail'i "bölgesel barışa ve uluslararası hukuka aykırı eylemlerle" suçladı. Açıklamada, İran'ın meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğu vurgulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son saldırılar, İran ile İsrail arasındaki gölge savaşın yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor. Son aylarda İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçlerine yönelik artan İsrail operasyonları, gerilimi tırmandırmıştı. ABD ve Avrupa ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler de bölgede istikrarın korunması gerektiğini vurguladı.
Saldırıların hemen ardından petrol fiyatlarında kısa süreli bir yükseliş yaşandı, ancak piyasalar can kaybı olmaması ve büyük çaplı bir çatışma beklentisinin düşük olmasıyla hızla normale döndü. Uzmanlar, bu tür olayların bölgesel istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki bu gerilimi yakından takip ediyor. Ankara'nın iki ülkeyle de belirli düzeyde diplomatik ve ekonomik ilişkileri bulunurken, özellikle enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından bu tırmanış endişe yaratıyor. Türkiye, daha önce olduğu gibi itidalli bir duruş sergileyerek, tarafları diyaloga çağırması bekleniyor. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki gelişmelerle de bağlantılı bu kriz, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve bölgedeki nüfuzunu dolaylı olarak etkileyebilir.