İsrail ordusunun Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'ya düzenlediği son saldırılarda çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti ve yaralandı. Middle East Eye'ın canlı blog takip ettiği habere göre, saldırılar özellikle Gazze'nin kuzeyinde ve Batı Şeria'nın çeşitli kentlerinde yoğunlaştı. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalara göre, ölü ve yaralı sayısı artmaya devam ediyor. Saldırılar, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes sürecini tehdit ediyor ve uluslararası toplumun endişelerini artırıyor.
Saldırıların Arka Planı ve Bölgesel Gelişmeler
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, Ekim 2023'ten bu yana aralıklarla devam ediyor. Son saldırı dalgası, İsrail'in Gazze'nin kuzeyinde yer alan Beyt Lahiya, Cibaliya ve Gazze Şehri'nin doğusundaki mahallelere düzenlediği hava ve kara operasyonlarını kapsıyor. Filistinli kaynaklara göre, bu saldırılarda aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu siviller hedef alındı. İsrail ordusu ise saldırıların Hamas'ın altyapısını hedef aldığını öne sürüyor.
Batı Şeria'da ise İsrail güçleri, Cenin, Nablus ve Ramallah'ta düzenlediği baskınlarda Filistinlileri gözaltına aldı ve bazılarını yaraladı. Filistin Kızılayı, İsrail askerlerinin sağlık ekiplerine müdahale ettiğini ve ambulansların geçişini engellediğini bildirdi. Batı Şeria'daki tansiyon, özellikle son aylarda artan yerleşimci şiddeti ve İsrail ordusunun operasyonlarıyla daha da yükselmiş durumda.
Uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki insani durumun her geçen gün kötüleştiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze nüfusunun büyük bir kısmı yerinden edilmiş durumda ve temel gıda, su ve tıbbi malzemeye erişim ciddi şekilde kısıtlı. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki hastanelerin kapasitesinin çok üzerinde çalıştığını ve yaralıların tedavi edilemediğini raporluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in askeri operasyonları, Orta Doğu'da geniş yankı uyandırıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla yürütülen ateşkes müzakereleri, son saldırılar nedeniyle sekteye uğramış durumda. Hamas, saldırıların ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek misilleme tehdidinde bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise operasyonların "Hamas'ı tamamen yok edene kadar" süreceğini açıkladı.
ABD yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırırken, askeri yardımın şartlı hale getirilmesi tartışılıyor. Avrupa Birliği, sivil kayıplardan duyulan endişeyi dile getirdi ve taraflara itidal çağrısı yaptı. Türkiye ise saldırıları kınayarak, uluslararası toplumu harekete geçmeye davet etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in "devlet terörü" uyguladığını söyledi.
BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yapan karar tasarıları, ABD'nin veto yetkisini kullanması nedeniyle kabul edilemiyor. Bu durum, uluslararası toplumun etkisizliği eleştirilerini beraberinde getiriyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve savaş suçu işlediğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki saldırıları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir sınav niteliğinde. Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Son saldırılar, Ankara'nın bölgedeki arabuluculuk rolünü güçlendirme çabalarını zora sokabilir. Ayrıca, İsrail ile yürütülen enerji işbirliği ve ticaret müzakereleri, artan gerilim nedeniyle askıya alınabilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı üzerinden ortak bir tavır belirlemeye çalışırken, Batılı müttefikleriyle de denge politikası yürütüyor. Kamuoyunun Filistin'e desteği, hükümetin dış politika adımlarını şekillendiriyor. Öte yandan, Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlıktan ekonomik olarak da olumsuz etkilenmesi muhtemel; zira ticaret yolları ve enerji güvenliği risk altında.