İsrail ordusu, İran ile yaşanan askeri gerilimin 'birkaç gün' daha devam edebileceğini duyurdu. Ordu radyosuna (Galei Tzahal) göre, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) geniş çaplı bir yedek kuvvet seferberliğine hazırlanıyor. Bu açıklama, Tahran'ın İsrail'e yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının ardından geldi. İsrail ordusu, İran'ın saldırılarına karşılık olarak hava savunma sistemlerini en üst seviyeye çıkardığını ve sivil savunma tedbirlerini artırdığını belirtti. Uzmanlar, bu gelişmenin Ortadoğu'da yeni bir savaşın eşiğine gelindiğine işaret ettiğini ifade ediyor.
Gerginliğin arka planı: İran-İsrail gerilimi nereye evriliyor?
İsrail ordusunun bu açıklaması, İran'ın İsrail topraklarına yönelik ilk doğrudan saldırısının ardından geldi. Tahran, İsrail'in Şam'daki konsolosluk binasına düzenlediği saldırıya misilleme olarak yüzlerce insansız hava aracı ve füze fırlattığını duyurmuştu. İsrail, bu saldırıların büyük kısmının ABD, İngiltere ve Ürdün'ün de desteğiyle etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Ancak, ordunun 'birkaç gün' sürecek çatışma öngörüsü, İsrail'in İran'a karşı daha geniş çaplı bir operasyon planladığı yorumlarına yol açtı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, güvenlik kabinesini toplayarak olası askeri seçenekleri değerlendirdi. Kabine üyeleri, İran'a orantılı ve hedef odaklı bir karşılık verilmesi konusunda fikir birliğine varırken, bazı bakanlar daha sert bir yanıt verilmesi gerektiğini savundu. İsrail ordusu, şu ana kadar İran topraklarına yönelik bir saldırı düzenlemiş değil, ancak Suriye ve Lübnan'daki İran destekli güçlere yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırdı.
Bu gelişmeler, İran'ın İsrail ile doğrudan çatışmaya girdiği ilk vaka olması açısından tarihi bir önem taşıyor. Daha önce iki ülke arasındaki gerginlik, vekil güçler ve siber saldırılar üzerinden yürütülüyordu. İran'ın doğrudan saldırısı, bölgesel caydırıcılık dengesini temelden sarsmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: Gerilim tüm dünyayı tehdit ediyor
İran-İsrail gerilimi, sadece Ortadoğu için değil, küresel güvenlik açısından da ciddi riskler barındırıyor. İsrail ordusunun seferberlik hazırlıkları, hem İran'a yönelik bir saldırı hem de Hizbullah'ın kuzey cephesinde açabileceği ikinci bir cepheye karşı önlem olarak değerlendiriliyor. Lübnan merkezli Hizbullah, İran'ın en önemli müttefiki olarak, İsrail ile savaşa katılması halinde çatışma çok cepheli bir savaşa dönüşebilir.
ABD Başkanı Joe Biden, İsrail'e verdiği 'demirden' desteği yinelerken, bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD, İsrail'in savunmasına yardımcı olmak amacıyla bölgeye ek savaş gemileri ve uçaklar konuşlandırdı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de tarafları ateşkese çağırdı.
Ekonomik boyutta ise, İran-İsrail arasındaki gerilim küresel petrol fiyatlarını yukarı çekti. Brent petrol varil fiyatı 90 dolar sınırına dayanırken, Hürmüz Boğazı'nın olası bir çatışmada kapanma riski piyasalarda tedirginlik yaratıyor. Uzmanlar, İran'ın gerilimi tırmandırması halinde enerji krizi yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile İsrail arasındaki bu doğrudan çatışma, Türkiye için güvenlik ve ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Türkiye, hem İran hem de İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, bölgesel bir savaş bu dengeyi bozma potansiyeli taşıyor. Özellikle kuzey Irak ve Suriye'deki İran destekli milislerin Türkiye sınırına yaklaşması, güvenlik riskini artırabilir. Ekonomik olarak ise, petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırarak cari açığı büyütebilir. Ayrıca, İran'a yönelik olası yaptırımlar ve ticaretin sekteye uğraması, Türkiye'nin komşusuyla olan ekonomik ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Ankara'nın hem itidal çağrıları yaparak hem de olası kriz senaryolarına hazırlanarak hareket etmesi bekleniyor.