İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir belediye meclisi üyesi ve bir işçiyi kaçırarak uluslararası hukuka aykırı bir eyleme imza attı. Olay, bugün sabah saatlerinde sınıra yakın bir köyde meydana geldi. İsrail askerlerinin, resmi görevdeki belediye meclisi üyesi Ahmed El-Halil ile bir inşaat işçisi olan Muhammed El-Ali'yi evlerinden alıp götürdüğü bildirildi. Görgü tanıkları, operasyonun 5 zırhlı araçla gerçekleştirildiğini ve köyde paniğe yol açtığını aktardı. Lübnanlı yetkililer, İsrail'e uluslararası toplum nezdinde sert tepki gösterirken, söz konusu eylem İsrail-Lübnan arasındaki gergin sınır hattında yeni bir krize işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı: Sınır hattındaki gerginlikler ve Hizbullah faktörü
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde düzenlediği bu operasyon, yıllardır devam eden sınır ihlallerinin en son örneği olarak kayıtlara geçti. İsrail, Hizbullah'ın bölgedeki etkinliğini gerekçe göstererek sivil ve resmi kişilere yönelik kaçırma eylemlerini zaman zaman gerçekleştiriyor. Bu olay, Ocak 2024'te İsrail'in iki Hizbullah üyesini kaçırmasından sonraki en ciddi sınır ötesi operasyon olarak değerlendiriliyor. Belediye meclisi üyesi El-Halil'in, aynı zamanda Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Emel Hareketi'nin üyesi olduğu belirtiliyor. İşçi El-Ali'nin ise siyasi bir bağlantısı bulunmuyor. Lübnan hükümeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne başvurarak uluslararası müdahale çağrısında bulundu. Sınır hattında Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bölgede devriye gezerken, askerlerin operasyonu fark ettiği ancak müdahale edemediği öğrenildi.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail-Lübnan ilişkileri ve uluslararası hukuk
İsrail'in Lübnan topraklarına düzenlediği bu baskın, 2006 savaşından bu yana imzalanan ateşkes anlaşmasına aykırı bir eylem olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler, uluslararası hukukta sivillerin kaçırılmasının savaş suçu kapsamında ele alındığını vurguluyor. İsrail ise bu tür operasyonların terörle mücadele çerçevesinde olduğunu savunuyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi sözcüsü yaptığı açıklamada, "Sivil kişilere yönelik her türlü kaçırma eylemi kabul edilemez ve uluslararası hukukun ihlalidir" ifadelerini kullandı. Bu olay, zaten gergin olan İsrail-Lübnan sınır hattında Hizbullah'ın misilleme yapma olasılığını artırıyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmamış olsa da, örgütün bağlı olduğu medya kuruluşları operasyonu "savaş provokasyonu" olarak nitelendirdi. İran destekli Hizbullah'ın tepkisi, bölgesel dengeleri etkileyebilir. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı, taraflara itidal çağrısı yaparken, İsrail'in eylemini sorgulamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile Lübnan arasındaki sınır ihlallerini daha önce de kınamış, özellikle Filistin topraklarındaki ihlallerde olduğu gibi sivil can kayıplarına karşı duyarlı olduğunu göstermiştir. Bu olay, Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi güvenlik çıkarlarına sahip bir ülke olarak, bölgede istikrarsızlığa neden olacak her türlü gelişmeyi yakından izlemektedir. Ayrıca Türkiye, Lübnan'la tarihsel bağları ve Filistin davasına verdiği destek çerçevesinde, İsrail'in bu tür eylemlerine karşı diplomatik girişimlerde bulunabilir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın konuya ilişkin kınama mesajı yayınlaması bekleniyor.