İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin arabuluculuğunda Lübnan'la varılan ateşkes anlaşmasını desteklediğini açıklarken, hükümetin aşırı sağcı kanadı anlaşmaya sert tepki gösterdi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, anlaşmanın Hizbullah'ı silahsızlandırma konusunda güvenilir olmadığını savunarak reddetti. Anlaşma, İsrail'in kuzey sınırında haftalardır süren çatışmaların ardından sağlanan diplomatik bir ilerleme olarak görülüyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların tutumu
Netanyahu, anlaşmanın İsrail'in güvenlik çıkarlarını koruduğunu ve kuzeydeki yerleşim yerlerine yönelik tehdidi ortadan kaldırdığını belirtti. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, anlaşma kapsamında Hizbullah'ın silah bırakması ve sınırdan çekilmesinin öngörüldüğü ifade edildi. Ancak Ben Gvir, Lübnan hükümetinin Hizbullah'ı kontrol edemediğini ve anlaşmanın yalnızca geçici bir çözüm olduğunu öne sürdü. Aşırı sağcı bakan, anlaşmanın onaylanması halinde hükümetten çekilebileceğinin sinyalini verdi. Bu durum, Netanyahu koalisyonu içinde ciddi bir gerilime yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin arabuluculuğunda varılan anlaşma, bölgedeki istikrar açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak Hizbullah'ın anlaşmaya uyup uymayacağı ve Lübnan hükümetinin grubu silahsızlandırma kapasitesi sorgulanıyor. İran destekli Hizbullah, İsrail ile çatışmalarda ağır kayıplar vermesine rağmen hala önemli bir askeri güç olarak varlığını sürdürüyor. Bölge uzmanları, anlaşmanın kalıcı bir barış getirmesinin zor olduğunu, ancak tırmanışı durdurarak insani krizin hafifleyebileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, İran anlaşmayı henüz resmi olarak yorumlamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan ateşkesi, Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgede istikrarı desteklemekle birlikte, Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda Lübnan'ın egemenliğine vurgu yapıyor. Anlaşmanın başarılı olması halinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji faaliyetleri ve Suriye politikası üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca, bu gelişme Türkiye'nin Lübnan'daki nüfuz mücadelesinde dengeleri değiştirebilir. Ankara, süreci yakından takip etmekte ve anlaşmanın bölgesel bir yangını körüklememesi için temkinli bir yaklaşım sergilemektedir.