İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin silah tedarikinde dışa bağımlılığını azaltması gerektiğini belirterek "silah bağımsızlığı" çağrısında bulundu. Bu açıklama, İsrail'in en büyük askeri destekçisi olan ABD ile ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Netanyahu'nun bu söylemi, özellikle Gazze savaşı sırasında ABD'nin sağladığı silah sevkiyatlarına rağmen, Tel Aviv yönetiminin uzun vadede kendi savunma sanayisini güçlendirme arzusunu yansıtıyor.
Netanyahu'nun 'silah bağımsızlığı' hedefi
Netanyahu, 2024 yılı bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, İsrail'in savunma sanayisinde kendi kendine yeterli hale gelmesi gerektiğini vurguladı. "ABD'den silah almak önemli bir ortaklık, ancak hiçbir zaman tamamen dışa bağımlı olmamalıyız" diyen Netanyahu, yerli üretimin artırılması için yeni teşvikler ve yatırımlar planlandığını duyurdu. İsrail, halihazırda Iron Dome hava savunma sistemi ve Heron insansız hava araçları gibi önemli yerli teknolojilere sahip olsa da, özellikle mühimmat ve savaş uçağı parçaları konusunda ABD'ye bağımlı durumda.
ABD, İsrail'e yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolar askeri yardım sağlıyor ve bu rakam, İsrail'in savunma bütçesinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Ancak Netanyahu, son yıllarda yaşanan diplomatik gerilimlerin ve ABD Kongresi'ndeki bazı çevrelerin İsrail'e silah satışını sorgulamasının, bu bağımlılığın risklerini ortaya koyduğunu düşünüyor. Özellikle Biden yönetiminin Gazze'deki sivil kayıpları gerekçe göstererek bazı silah sevkiyatlarını geciktirmesi, Tel Aviv'de alarm zillerini çaldırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in silah bağımsızlığı hedefi, tüm İsrailli yetkililerce kabul edilen bir öncelik değil. Savunma Bakanı Yoav Gallant, "ABD ile askeri işbirliği stratejik bir kazanımdır" diyerek Netanyahu'nun aksine ittifakı güçlendirme yönünde mesajlar veriyor. Gallant, İsrail'in mevcut yerli üretim kapasitesini artırmasının yanı sıra, ABD ile ortak projelere devam etmesi gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, İsrail'in bu girişimi, bölgede silahlanma yarışını tetikleyebilir. İran ve diğer rakipler, İsrail'in savunma sanayisindeki atılımını kendi tehdit algılarını artıracak bir gelişme olarak değerlendirebilir. Analistler, İsrail'in özellikle füze teknolojisi ve siber savaş alanlarında kendine yeterlilik kazanmasının, Ortadoğu'daki güç dengesini değiştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu hamle ABD'deki savunma şirketlerini de endişelendiriyor; çünkü İsrail pazarı, Amerikan silah endüstrisi için önemli bir gelir kaynağı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in silah bağımsızlığı hedefi, Türkiye'nin savunma sanayisinde yerelleşme çabalarıyla paralellik gösteriyor. Türkiye de özellikle SİHA'lar ve mühimmat üretiminde dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Bu gelişme, iki ülke arasında savunma teknolojilerinde potansiyel bir rekabeti derinleştirebilir. Aynı zamanda, İsrail'in ABD'den bağımsızlaşması, Ankara'nın Washington'la ilişkilerinde elini güçlendirebilir; zira ABD, İsrail'e olan bağımlılığını kaybettikçe bölgede daha dengeli bir politika izlemek zorunda kalabilir. Ancak kısa vadede Türkiye'nin bu durumdan doğrudan etkilenmesi beklenmiyor; asıl etki, uzun vadede savunma sanayisinde yaşanacak teknolojik dönüşümle ortaya çıkabilir.