İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı bir kasabaya düzenledikleri baskında iki Filistinliyi yaraladı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, sabah saatlerinde başlayan askeri operasyon sırasında çıkan çatışmada Filistinli gençlerden ikisi vücutlarının çeşitli bölgelerinden yaralandı. Filistin Kızılayı ekipleri, yaralıları bölgedeki hastaneye kaldırırken, İsrail güçlerinin kentte geniş güvenlik önlemleri aldığı bildirildi.
Olay, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Ramallah ve Cenin kentlerinde de eş zamanlı olarak yaşanan baskınlarla birlikte gerçekleşti. Yerleşimciler ve askerler, Ramallah'ın bazı köylerine ve Cenin'in doğusundaki kasabalara gece boyunca baskınlar düzenledi. Bu baskınlarda şu ana kadar can kaybı yaşanmadığı ancak onlarca Filistinlinin gözaltına alındığı belirtiliyor. İsrail ordu sözcüsü, operasyonların "terörle mücadele" kapsamında yapıldığını ve şüphelilere karşı düzenlendiğini savundu.
Son haftalarda Batı Şeria'da tırmanan şiddet olayları, bölgedeki gerilimi yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, yıl başından bu yana İsrail askerleri ve yerleşimcilerin saldırılarında 130'dan fazla Filistinli hayatını kaybetti. İsrail tarafında ise en az 20 kişi öldü. Bu tablo, 1967'den beri süren işgalin yol açtığı insani krizi gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in Batı Şeria'da düzenlediği baskınlar, genellikle "arama ve tutuklama" operasyonları olarak adlandırılıyor. Ancak Filistinli yetkililer, bu operasyonların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve işgalin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Ramallah'ta bulunan Filistin Yönetimi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Bu baskınlar, işgalci güçlerin Filistin halkına yönelik sistematik şiddetinin bir parçasıdır. Uluslararası toplum artık bu zulme dur demelidir" denildi.
Yerleşimci baskınları ise özellikle son aylarda arttı. İsrail yasalarına göre yasadışı kabul edilen bazı yerleşimci gruplar, Filistin köylerine ve zeytinliklere saldırılar düzenliyor. Nablus'un güneyindeki Huwara kasabası, geçen yıl bu tür baskınlara sahne olmuş ve uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Bu kez de benzer bir tablo yaşanıyor; ancak yerleşimcilerin askerlerle birlikte hareket etmesi dikkat çekiyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail ordusunun yerleşimcilere lojistik destek sağladığını ve onları koruduğunu belgelerle ortaya koyuyor. Örneğin, İsrail insan hakları örgütü B'Tselem, bu hafta yayınladığı raporda, ordu ve yerleşimcilerin birlikte hareket ederek Filistinlileri yıldırma girişiminde bulunduğunu ifade etti. Raporda, "Bu baskınlar, işgalin günlük şiddetinin derinleştiğini gösteriyor. Filistinlilerin evlerini, tarlalarını terk etmeye zorlanması, sistematik bir yerinden etme politikasının parçası" denildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki bu şiddet dalgası, sadece bölgeyle sınırlı kalmıyor; uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor. ABD yönetimi, İsrail-Filistin sorununda iki devletli çözümü desteklediğini yinelerken, son gelişmelere tepkisi sınırlı kalıyor. Avrupa Birliği ise birçok kez taraflara itidal çağrısı yaptı, ancak İsrail aleyhine herhangi bir yaptırım kararı alınmadı.
Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği, Filistin topraklarındaki şiddetin derhal sonlandırılmasını istiyor. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, yaptığı yazılı açıklamada, "Uzun süredir devam eden işgal, bölgesel istikrarı tehdit eden kronik bir istikrarsızlık kaynağıdır. Bu durum, Filistin halkının devlet kurma hakkını daha da zora sokmaktadır" ifadelerini kullandı.
Rusya ve Çin de dahil olmak üzere birçok ülke, İsrail'in Batı Şeria'daki askeri operasyonlarını kınarken, bu durum Orta Doğu'daki jeopolitik denklemleri yeniden şekillendiriyor. Son olarak Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme görüşmelerini askıya aldığı yönündeki haberler, bölgede dengelerin değişmekte olduğunun sinyallerini veriyor. Ayrıca İran ve Türkiye gibi bölgesel güçler de Filistin davasına destek sinyali göndermeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki baskınlarını ve yerleşim faaliyetlerini daha önce defalarca kınadı. İstanbul'daki Başkonsolosluğu üzerinden Filistinlilere destek veren Türkiye, bu tür olayların, bölgede yeni bir insan hakları ihlaline yol açtığını ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan son dönemde İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye çalışan Türkiye, bu tür olayların ilişkileri zora sokabileceği gerçeğiyle karşı karşıya. Türkiye, hem Filistin davasına olan bağlılığını hem de bölgesel dengeleri gözeterek bir denge politikası yürütmeye çalışıyor. Bu bağlamda Ankara'nın, Filistinli gruplar arasındaki bölünmüşlüğü de göz önünde bulundurarak, İsrail ile olan diyaloğunu sürdürmekle birlikte Filistinlilere yönelik şiddete karşı net bir tavır sergilemesi bekleniyor.