İsrail'de ana muhalefet liderleri Yair Lapid ve Gadi Eisenkot, Perşembe günü Başbakan Binyamin Netanyahu'yu ülkenin çıkarları yerine siyasi hayatta kalmayı önceliklendirmekle suçladı. Gelecek hafta yapılacak seçimler öncesinde hükümetin icraatlarını ve güvenlik uyarılarını ele alma biçimini eleştiren muhalefet, Netanyahu'nun görevde kalma hırsının ulusal güvenliği riske attığını savundu.
Seçim öncesi sert suçlamalar
Lapid ve Eisenkot, düzenledikleri basın toplantısında Netanyahu hükümetinin güvenlik konularındaki tutumunu hedef aldı. Eski Başbakan ve Gelecek Partisi lideri Yair Lapid, "Netanyahu, koltuğunu korumak için ülkenin güvenliğini tehlikeye atıyor" dedi. Lapid, hükümetin istihbarat uyarılarını görmezden geldiğini ve savunma kurumlarının görüşlerini siyasi çıkarlar doğrultusunda çarpıttığını öne sürdü.
Eski Genelkurmay Başkanı ve Ulusal Birlik Partisi'nden Gadi Eisenkot ise Netanyahu'nun güvenlik politikalarını sert bir dille eleştirdi. Eisenkot, "Ülke liderliği, tehditleri doğru okumak ve önlem almak zorundadır. Ancak bu hükümet, kendi siyasi geleceğini her şeyin önüne koymuştur" ifadelerini kullandı. Eisenkot, özellikle son aylarda artan güvenlik ihlallerine karşı yeterli önlem alınmadığını vurguladı.
Güvenlik uyarıları ve hükümetin tutumu
Muhalefetin eleştirileri, İsrail'in son dönemde karşılaştığı güvenlik sınamaları bağlamında geliyor. Ülke, Gazze sınırında ve Batı Şeria'da artan gerilim, Lübnan sınırında Hizbullah ile yaşanan çatışmalar ve İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerle mücadele ediyor. Muhalefet, hükümetin bu tehditlere karşı koordineli bir strateji geliştiremediğini ve istihbarat birimlerinin uyarılarının yeterince dikkate alınmadığını savunuyor.
Netanyahu hükümeti ise suçlamaları reddediyor. Hükümet sözcüsü, "Başbakan Netanyahu, ülkenin güvenliğini her zaman her şeyin üstünde tutmuştur. Muhalefetin iddiaları seçim kampanyasının bir parçasıdır" açıklamasında bulundu. Ancak muhalefet, seçim öncesi kamuoyu yoklamalarında Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi'nin oy kaybettiğini ve muhalefet blokunun öne geçtiğini belirtiyor.
Seçimler ve siyasi belirsizlik
İsrail'de gelecek hafta yapılacak seçimler, ülkenin son iki yılda dördüncü kez sandığa gidişi olacak. Siyasi istikrarsızlık, pandemi sonrası ekonomik toparlanma ve güvenlik endişeleri seçim kampanyasının ana gündem maddelerini oluşturuyor. Anketler, hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamayacağını gösteriyor. Bu durum, koalisyon görüşmelerinin uzun ve çetin geçebileceğine işaret ediyor.
Muhalefet liderleri, Netanyahu'nun iktidarda kalmak için aşırı sağ partilerle işbirliği yapabileceği uyarısında bulunuyor. Lapid, "Netanyahu, koltuğunu korumak için ülkeyi uçuruma sürükleyecek ittifaklara girebilir" dedi. Eisenkot ise "İsrail'in güvenliği ve demokrasisi, kişisel hırslara kurban edilmemelidir" çağrısı yaptı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. Netanyahu'nun alternatif olarak sunduğu bölgesel normalleşme anlaşmaları (Abraham Accords) ve İran'a karşı sert tutum, Batılı müttefikler tarafından yakından izleniyor. ABD yönetimi, İsrail'de istikrarlı bir hükümetin kurulmasını ve iki devletli çözüm vizyonunun canlandırılmasını bekliyor. Ancak muhalefetin yükselişi, Netanyahu'nun Filistin meselesinde daha da sertleşebileceği endişelerini beraberinde getiriyor.
Avrupa Birliği de İsrail'deki seçimleri dikkatle takip ediyor. AB, özellikle yerleşim birimlerinin genişletilmesi ve insan hakları ihlalleri konusunda eleştirilerini sürdürüyor. Seçim sonuçları, AB-İsrail ilişkilerinin geleceği açısından belirleyici olacak. Öte yandan, Körfez ülkeleri ve Mısır gibi bölgesel aktörler, İsrail'in iç siyasetindeki dalgalanmaların barış sürecine etkisini izliyor.
Netanyahu'nun koltuğunu koruma çabası, İsrail'in uluslararası itibarını da etkiliyor. Uluslararası kamuoyunda, özellikle Filistin meselesindeki tutumu nedeniyle yalnızlaşan İsrail'in, iç siyasi krizle birlikte daha da izole olabileceği değerlendiriliyor. Muhalefet, dış politikada daha yapıcı bir çizgi izleyeceği sinyalini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi istikrarsızlık ve seçim belirsizliği, Türkiye'nin bölgesel diplomasisi açısından yakından takip edilmesi gereken bir süreç. Netanyahu hükümetinin Filistin politikaları ve Doğu Akdeniz'deki tek taraflı adımları, Türkiye-İsrail ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştı. Muhalefetin eleştirileri, Netanyahu'nun güvenlik odaklı ve sert çizgisinin sorgulanması, olası bir hükümet değişikliğinde Türkiye ile ilişkilerde yumuşama ihtimalini gündeme getirebilir. Ancak seçim sonrası koalisyon yapısı belirsizliğini koruyor. Türkiye, İsrail'in iç siyasetindeki gelişmeleri, Filistin meselesi ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından dikkatle izlemeli; olası bir yeni hükümetle diyalog kanallarını açık tutmalıdır. Ayrıca, İsrail'in iç krizinin bölgesel istikrarsızlığı artırma riski, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını da etkileyebilir.