İsrail muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, ABD ile İran arasında yeniden şekillenmekte olan nükleer anlaşmayı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İran politikasının açık bir başarısızlığı olarak değerlendirdi. Lapid, Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında, Netanyahu'nun yıllardır İran'ın nükleer programını durdurma vaadiyle iktidarda olduğunu ancak şimdi ortaya çıkan anlaşmanın bu vaatlerin boş olduğunu gösterdiğini söyledi. Lapid, 'Netanyahu yıllarca bize İran'ı durdurabileceğini söyledi, ama şimdi bir anlaşma masada ve bu onun başarısızlığının resmidir' ifadelerini kullandı. Anlaşmanın henüz resmileşmediğini ancak müzakerelerin ilerlediğini belirten Lapid, İsrail'in çıkarlarının korunması için hükümete acil önlemler alması çağrısında bulundu.
Anlaşmanın arka planı ve Netanyahu'nun tutumu
ABD ve İran arasında, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için aylardır süren dolaylı müzakereler, son haftalarda önemli bir aşamaya geldi. Tarafların, uranyum zenginleştirme seviyeleri ve yaptırımların kaldırılması konularında anlaşmaya yaklaştığı bildiriliyor. Netanyahu, KOEP'i 'tarihi bir hata' olarak nitelendirmiş ve ABD'nin anlaşmadan çekilmesini sağlamıştı. Ancak şimdi Biden yönetiminin anlaşmaya dönme çabaları, Netanyahu'yu zor durumda bırakıyor. Lapid, 'Netanyahu, İran'ı durdurma sözü verdi ama başaramadı. Şimdi İran nükleer eşiğe her zamankinden daha yakın' dedi. Anlaşmanın, İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngördüğü belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası bir anlaşma, Ortadoğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. İran'ın ekonomik rahatlaması, bölgedeki vekil güçlerine (Hizbullah, Husiler, Şii milisler) daha fazla kaynak aktarmasına yol açabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. İsrail'de ise anlaşma karşıtı gösteriler düzenlenirken, güvenlik yetkilileri İran'ın nükleer programını tamamen durdurmayan bir anlaşmanın kabul edilemez olduğunu savunuyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, anlaşmanın 'daha uzun ve daha güçlü' olacağını söylese de, İsrail'de endişeler sürüyor. Lapid ise, 'Anlaşma kötü de olsa, diplomasi savaştan iyidir. Ama Netanyahu'nun bizi getirdiği nokta, İran'a karşı seçeneklerimizi daralttı' diye konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD nükleer anlaşmasının yeniden canlanması, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatında yaptırımların hafiflemesiyle rahatlayabilir. Ancak anlaşma, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırabilir ve Suriye, Irak ve Yemen'deki vekil güçleri üzerinden Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit edebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları kaldırması, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir denge unsuru oluşturabilir. Ankara, anlaşma sürecini dikkatle izlerken, İran'ın nükleer programından vazgeçmemesi halinde bölgesel bir silahlanma yarışının tetiklenebileceği uyarısında bulunuyor.