İsrail savaş uçakları, İran'ın Hizbullah'a yönelik saldırıları durdurması yönündeki sert uyarısına rağmen Pazartesi günü Lübnan'ın güney kıyısındaki tarihi Sur kentini hedef alan hava saldırıları düzenledi. Saldırılar, İsrail ile Lübnan sınırında aylardır süren gerginliği yeni bir boyuta taşırken, İran'dan gelen tehdit bölgesel bir savaşın kapıda olduğu endişelerini artırdı. Sur kentindeki patlamaların şiddeti, çevre köylerden de duyulurken, Lübnan resmi kaynakları ilk belirlemelere göre can kaybı olmadığını ancak maddi hasarın büyük olduğunu açıkladı. Saldırı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kuzey cephesinde "saldırıları yoğunlaştırma" sözünün ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
İsrail, Lübnan sınırındaki gerginliğin başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonlarını artırmış durumda. İran destekli Hizbullah, Gazze'deki savaşın başlamasının ardından İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara roket ve füze saldırıları düzenlemeye başlamıştı. İsrail ise bu saldırılara hava saldırıları ve topçu atışlarıyla karşılık veriyor, ancak son dönemde Lübnan topraklarının derinliklerine yönelik operasyonlar dikkat çekiyor.
Pazartesi günkü saldırı, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani'nin yaptığı açıklamanın hemen ardından geldi. Kenani, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının durmaması halinde Tahran'ın yeniden "kapsamlı" bir askeri müdahale başlatabileceğini ima etmişti. İran, Nisan ayında İsrail'in Şam'daki konsolosluk binasına düzenlediği saldırıya misilleme olarak İsrail'e ilk kez kendi topraklarından insansız hava araçları ve füzeler fırlatmıştı.
Bölgesel veya küresel boyut
Sur kentine yönelik saldırı, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp sivil altyapıyı da vurmaya başladığını gösteriyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), tarafları gerilimi tırmandırmamaya çağırırken, Batılı ülkeler İran'ın sürece dâhil olması halinde bölgesel savaşın kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Orta Doğu'da topyekûn bir savaşın kimseye fayda sağlamayacağını belirtmişti.
Fransa, İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkeleri, Lübnan'daki sivillerin korunması için acil ateşkes çağrısı yaparken, İsrail'in saldırıları durdurma niyetinde olmadığı görülüyor. Lübnan Başbakanı Necip Mikati, uluslararası topluma İsrail'in saldırılarını durdurması için müdahale çağrısında bulunurken, ülkenin iç savaştan bu yana en ağır krizlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Ekonomik çöküntü ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşan Lübnan, İsrail saldırıları karşısında askeri olarak zayıf bir durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Hizbullah çatışmasının genişlemesi halinde hem güvenlik hem de insani açıdan doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz güvenliği çıkarları, bölgedeki herhangi bir savaştan zarar görebilir. Ayrıca, Suriye sınırındaki varlığı ve İran'la ilişkileri düşünüldüğünde, Ankara'nın yangını söndürme çabalarına öncülük etmesi beklenir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını “soykırım” olarak nitelemesi, Türkiye'nin bu krizde Filistin ve Lübnan'daki sivillerin yanında duracağını gösteriyor. Ancak doğrudan askeri müdahale yerine diplomatik girişimler öne çıkabilir.