İsrail ordusu, Lübnan'ın güney bölgelerine yönelik hava saldırılarını yeniden başlattı. Saldırılar, ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen İsrail-Lübnan görüşmelerinin ikinci turunun ertelendiği bir dönemde gerçekleşti. Beyrut yönetimi ve uluslararası gözlemciler, tansiyonun yeniden yükselmesinden endişe duyuyor.
Görüşmeler neden askıya alındı?
ABD'nin ev sahipliğinde planlanan ve iki ülke arasındaki sınır ihlalleri, deniz yetki alanları ve güvenlik düzenlemelerini ele alması beklenen müzakerelerin ikinci turu, tarafların ön koşullarda uzlaşamaması nedeniyle ertelendi. Lübnan heyeti, İsrail'in güneydeki askeri operasyonlarını durdurmasını talep ederken; İsrail, görüşmelerin ancak Lübnan topraklarından kaynaklanan tehditlerin sona ermesi halinde anlamlı olacağını savunuyor.
Diplomatik kaynaklara göre, erteleme kararı doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından koordine edildi ve taraflara resmi olarak bildirildi. Washington, her iki tarafla temaslarını sürdürdüğünü ve arabuluculuk çabalarının devam ettiğini açıkladı. Ancak yeni bir toplantı tarihi için henüz net bir takvim paylaşılmadı.
İsrail'in son saldırıları, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah unsurlarını hedef aldığı iddiasıyla gerçekleştirildi. Beyrut, saldırılarda sivil altyapının zarar gördüğünü ve can kaybı yaşandığını belirterek uluslararası toplumu müdahaleye çağırdı. İsrail ordusu ise operasyonların "önleyici" nitelikte olduğunu ve belirli askeri hedeflere yönelik düzenlendiğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan-İsrail hattındaki gerilim, Gazze savaşının bölgesel yansımalarının bir parçası olarak görülüyor. İran'ın Hizbullah üzerinden İsrail'e karşı yürüttüğü "vekâlet savaşı", ABD'nin arabuluculuk girişimlerini zorlaştırıyor. Fransa ve Katar gibi aktörler de sürece dahil olmak istese de, şu ana kadar kalıcı bir ateşkes veya sınır düzenlemesi sağlanamadı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı, Litani Nehri'nin güneyinde silahlı unsurların bulunmamasını öngörüyor. Ancak sahada bu kararın uygulanmadığı, her iki tarafın da karşılıklı ihlallerle suçlamada bulunduğu biliniyor. Son erteleme, uluslararası toplumun bölgede etkili bir mekanizma kuramadığını bir kez daha gösterdi.
Enerji jeopolitiği açısından da gelişme kritik. Doğu Akdeniz'deki doğalgaz sahaları ve deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlık, İsrail ile Lübnan arasındaki görüşmelerin önemli başlıklarından biri. Müzakerelerin sekteye uğraması, bölgesel enerji projelerinin takvimini de belirsizliğe sürükleyebilir. ABD'nin arabuluculuğu, hem İsrail'in güvenlik endişelerini hem de Lübnan'ın ekonomik çıkarlarını dengeleme amacı taşıyordu.
Askeri uzmanlar, İsrail'in saldırılarının görüşmeleri zayıflatmaya yönelik bir baskı aracı olarak yorumlandığını belirtiyor. Lübnan ise uluslararası kamuoyunu yanına alarak İsrail'i saldırganlıkla suçluyor. Her iki tarafın da masaya dönmek için ön koşul dayatması, süreci kilitleyen temel unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan ile İsrail arasındaki gerilimin Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini doğrudan etkilediğini değerlendiriyor. Ankara, hem Lübnan'ın istikrarına hem de bölgesel enerji güvenliğine önem veriyor. Görüşmelerin ertelenmesi, Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesini artırma fırsatını gündeme getirebilir; zira Türkiye, Hizbullah ile İsrail arasında dolaylı kanalları olan ender aktörlerden biri. Öte yandan İsrail'in saldırıları, Türkiye'nin Gazze sonrası bölgesel düzen arayışlarını zorlaştırıyor ve Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği projelerini sekteye uğratma riski taşıyor.