İsrail ordusunun Lübnan'ın güney ve doğu bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 16 sivil hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Birleşmiş Milletler (BM), bu saldırıların uluslararası insancıl hukuka uygunluğunu denetlemek üzere bağımsız bir soruşturma ekibini gelecek hafta Lübnan'a göndereceğini duyurdu. BM İnsan Hakları Ofisi sözcüsü yaptığı açıklamada, müfettişlerin tarafların potansiyel ihlallerini değerlendireceğini belirtti. Saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında süren gerginliğin tırmanmasıyla gerçekleşti. Lübnan hükümeti, saldırıları kınayarak uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yaptı.
Saldırıların boyutu ve arka planı
İsrail savaş uçakları, Pazartesi sabahı erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki köyler ile doğudaki Beka Vadisi'ni hedef aldı. Saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 16 kişi öldü, 30'dan fazla kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölü sayısının artabileceği uyarısında bulundu. İsrail ordu sözcüsü, saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısına yönelik olduğunu ve hava savunma sistemlerinin imha edildiğini iddia etti. Ancak yerel kaynaklar, saldırıların sivil yerleşim yerlerini vurduğunu ve çok sayıda evin yıkıldığını bildirdi.
Son saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında Ekim 2023'ten bu yana sınırda yaşanan çatışmaların en kanlılarından biri olarak kayda geçti. İsrail, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan topraklarına yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. Bu çatışmalar, Gazze'deki savaşın bölgeye sıçraması endişelerini artırıyor. BM, sınırdaki tansiyonun her an kontrolden çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
BM soruşturması ve uluslararası hukuk boyutu
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, saldırıların ardından yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıpların kabul edilemez olduğunu belirtti ve bağımsız bir soruşturma başlatılacağını duyurdu. Müfettişler, uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleri olan ayrım gözetme, orantılılık ve önlem alma prensiplerine uyulup uyulmadığını inceleyecek. Eğer ihlal tespit edilirse, bu durum BM Güvenlik Konseyi'ne raporlanacak ve olası yaptırımlar gündeme gelebilecek. İsrail ise soruşturmayı tanımadığını ve tüm operasyonlarının meşru müdafaa kapsamında olduğunu açıkladı.
Lübnan hükümeti, saldırıları 'savaş suçu' olarak nitelendirirken, uluslararası toplumdan somut adımlar beklediğini ifade etti. Fransa ve Suudi Arabistan olayı kınarken, ABD İsrail'in savunma hakkını desteklediğini ancak sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini belirtti. Bölgedeki diplomatik çabalar, tam ölçekli bir savaşın önlenmesi için yoğunlaşmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin doğrudan sınır komşusu olmasa da bölgesel istikrar açısından yakından izleniyor. Türkiye, hem Lübnan'daki siyasi denklemde hem de BM nezdinde arabulucu rolü üstlenmektedir. İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Suriye ve Irak üzerinden Türkiye'ye yönelik güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları tartışmalarında Lübnan'ın istikrarı, Türkiye'nin çıkarları için önem taşımaktadır. Bu nedenle Ankara, tarafları itidal çağrısı yaparak diplomatik çözümü desteklemektedir.