İsrail Savunma Bakanı İsrail Katz, 18 Şubat 2025 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi'nde oluşturduğu ve "güvenlik bölgeleri" olarak tanımladığı alanlarda süresiz olarak kalacağını duyurdu. Katz, bu bölgelerden çekilme için herhangi bir takvim bulunmadığını belirterek, İsrail'in güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda hareket edeceğini söyledi. Açıklama, Katz'ın 2006 Lübnan Savaşı'nda ölen askerler anısına düzenlenen bir törende yaptığı konuşma sırasında geldi.
Gelişmenin Arka Planı: Güvenlik Bölgeleri ve Süresiz Varlık
İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın başlattığı saldırıların ardından Gazze Şeridi'nde geniş çaplı askeri operasyonlar başlatmıştı. Operasyonlar sırasında Gazze'nin kuzeyinde ve güneyinde tampon bölgeler oluşturan İsrail, sivil yerleşimlerin boşaltılmasını sağlamıştı. Benzer bir yaklaşım, Lübnan sınırında Hizbullah'la yaşanan çatışmaların ardından da uygulanmış, İsrail güçleri sınırın Lübnan tarafında belirli noktalarda mevzilenmişti. Suriye'de ise İsrail, İran destekli milis gruplarının ve Suriye ordusunun varlığına karşı Golan Tepeleri'nden itibaren derinliklerde operasyonlar düzenlemişti.
Katz'ın açıklaması, İsrail'in bu bölgelerdeki varlığını kalıcı hale getirme niyetinde olduğunu gösteriyor. Savunma Bakanı, "Terör örgütlerinin yeniden güçlenmesini engellemek ve İsrail vatandaşlarını korumak için bu bölgelerdeki varlığımız sürecek" dedi. Ancak Katz, bu güvenlik bölgelerinin genişliği ve tam sınırları hakkında ayrıntılı bilgi vermedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
İsrail'in bu hamlesi, uluslararası hukuk açısından tartışmalara yol açtı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daha önceki kararları, İsrail'in işgal altındaki topraklardan çekilmesini öngörüyor. Özellikle Lübnan'da, BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bölgede tampon görevi görüyor. Katz'ın açıklaması, UNIFIL'in etkinliğini sorgulatabilir.
Mısır ve Ürdün gibi bölgesel aktörler, İsrail'in bu adımının barış sürecini olumsuz etkileyeceğini belirtti. Filistin Yönetimi ise konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşımayı değerlendiriyor. ABD, resmi olarak İsrail'in güvenlik endişelerini anladığını ancak kalıcı çözümün iki devletli çözüm olduğunu yineledi. Avrupa Birliği, İsrail'in bu hamlesini "endişe verici" olarak nitelendirdi ve tarafları diyaloğa çağırdı.
İsrail'in bu stratejisi, aynı zamanda bölgedeki İran nüfuzuna karşı bir caydırıcılık unsuru olarak görülüyor. Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan ve Suriye'deki varlığına karşı Hizbullah ve diğer milis gruplar aracılığıyla misilleme yapabileceğinin sinyallerini verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan, Suriye ve Gazze'de süresiz askeri varlık kararı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengelerini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde terörle mücadele ve sınır güvenliği gerekçesiyle askeri operasyonlar yürütürken, İsrail'in güney Suriye'deki varlığı Türk çıkarlarıyla çakışma potansiyeli taşımaktadır. Ankara, İsrail'in bu hamlesini egemenlik ihlali olarak değerlendirmekte ve İran destekli grupların bölgede yeni bir kriz çıkarmasından endişe duymaktadır. Türkiye'nin, Filistin davasına verdiği destek ve bölgesel aktörlerle ilişkileri göz önüne alındığında, bu gelişme Türk dış politikasında yeni bir cephe açılmasına yol açabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda İsrail'le yaşanan rekabet, bu kararla daha da karmaşık hale gelebilir.