İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Akdeniz kıyısında yer alan tarihi Sur kentine (Tyre) bu sabah erken saatlerde hava saldırısı düzenledi. Saldırı öncesinde yayınlanan bir bildiriyle tüm sivil nüfusa derhal şehri terk etme çağrısı yapıldı. Kentin yoğun nüfuslu bölgelerinde büyük panik yaşanırken, yüzlerce aile araçlarıyla ya da yaya olarak kuzeye doğru kaçmaya başladı. Sur Belediyesi'nden yapılan açıklamada, saldırıda en az 12 sivilin hayatını kaybettiği, 40'tan fazla kişinin yaralandığı bildirildi. Bölgeden gelen görüntüler, birçok binanın yıkıldığını ve dumanların gökyüzünü kapladığını gösteriyor.
Tarihi Kent Savaşın Ortasında
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Fenike, Roma, Bizans gibi medeniyetlere ev sahipliği yapmış Sur, son haftalarda İsrail-Hizbullah çatışmalarının yeniden alevlenmesiyle birlikte stratejik bir hedef haline gelmişti. Şehir, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki önemli lojistik merkezlerinden biri olarak görülüyor. İsrail ordusu sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, "Saldırı Hizbullah'a ait askeri altyapıyı hedef almıştır. Sivillerin güvenliği için önceden uyarı yapılmıştır" ifadelerini kullandı. Ancak sivil kayıpların boyutu ve hedeflerin sivil binalara yakınlığı tartışmaları beraberinde getirdi. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) saldırıyı kınayarak, "Uluslararası insancıl hukukun açık ihlalidir" dedi.
Saldırının ardından kentte altyapı büyük zarar gördü. Elektrik ve su şebekesinin büyük bölümü çökerken, hastaneler yaralı akınına uğradı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, bölgeye ek tıbbi ekip sevk ettiğini ve yaralıların çevre illere nakledildiğini bildirdi. Kızılhaç mensupları, enkaz altında kalanlar olduğu uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gerginlik Tırmanıyor
İsrail'in Sur'a yönelik bu saldırısı, İran destekli Hizbullah ile yaşanan çatışmaların yeni bir aşamaya geçtiğinin işareti olarak yorumlanıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce yaptığı açıklamada, Lübnan topraklarına yönelik operasyonları yoğunlaştıracaklarını duyurmuştu. Hizbullah ise misilleme tehdidinde bulundu. Örgütün medya ofisinden yapılan kısa açıklamada, "Bu barbarca saldırı karşılıksız kalmayacaktır" denildi. Bölge genelinde tansiyon yükselirken, ABD Dışişleri Bakanlığı, tüm Amerikan vatandaşlarını Lübnan'ı derhal terk etmeye çağırdı. Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri de vatandaşlarına Lübnan'dan ayrılma uyarısı yaptı.
Sur'un düşmesi veya büyük ölçüde tahrip olması, Hizbullah'ın güneydeki varlığını ciddi şekilde zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda bölgede geniş çaplı bir savaşın fitilini ateşleme riski taşıyor. İran'ın Lübnan'daki vekil gücüne yönelik bu doğrudan saldırı, Tahran'ı daha sert bir yanıta itebilir. Bu durum, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz ticaret yolları üzerinde de olumsuz etkiler yaratma potansiyeline sahip.
Uluslararası toplumdan tepkiler gelmeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara itidal çağrısı yaparken, Arap Birliği acil toplantı kararı aldı. Rusya ve Çin ise saldırıyı kınayarak, tarafları diyaloğa davet etti. Öte yandan, ABD yönetimi İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini ancak sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Sur, Türkiye'nin yakından takip ettiği Lübnan sahilinde yer alıyor. Türkiye, bölgede yaşanacak bir sıcak çatışmanın özellikle enerji güvenliği ve göç hareketleri açısından risk oluşturacağını değerlendiriyor. Daha önce de Hizbullah-İsrail çatışmalarında arabuluculuk girişimlerinde bulunan Ankara'nın, bu gelişme sonrası diplomatik temaslarını yoğunlaştırması bekleniyor. Türkiye, bölgesel istikrarın bozulmaması için taraflarla iletişim halinde olacak ve olası bir insani kriz durumunda Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi için hazırlık yapacaktır.