İsrail, Lübnan’ın güneyine yönelik hava saldırılarına devam ederken, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada İran ile nükleer anlaşmanın Pazar günü imzalanacağı duyuruldu. Cumartesi günü Lübnan’ın güneyinde şiddetli patlamalar meydana gelirken, İsrail’in Hizbullah hedeflerini vurduğu belirtildi. Saldırılarda can kaybı olup olmadığı henüz netlik kazanmazken, bölgede gerginlik had safhada. ABD’nin anlaşma duyurusu ise İsrail’in askeri operasyonlarıyla eş zamanlı olarak dikkat çekti.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah mevzilerine yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattı. Saldırılarda özellikle sınır bölgelerindeki askeri noktalar hedef alındı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada İran’ın bölgedeki vekil güçlerine karşı kararlılıkla mücadele edeceklerini belirtmişti. Bu saldırıların, İran destekli Hizbullah’ın İsrail sınırındaki faaliyetlerine yanıt olarak düzenlendiği ifade ediliyor. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin son aşamaya geldiğini ve anlaşmanın Pazar günü Viyana’da imzalanacağını duyurdu. Anlaşma metninde İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılması öngörülüyor.
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, İsrail saldırılarını kınayarak uluslararası topluma müdahale çağrısında bulundu. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise İsrail’e misilleme yapılacağı tehdidinde bulundu. Bölgede tırmanan bu gerilim, İran’ın nükleer anlaşmaya yaklaşmasıyla birlikte daha karmaşık bir hal alıyor.
Bölgesel boyut
İsrail’in Lübnan’a saldırması, Ortadoğu’da yeni bir savaş riskini beraberinde getiriyor. 2006’daki İsrail-Hizbullah savaşından bu yana en şiddetli çatışmalardan biri yaşanıyor. İran’ın nükleer anlaşmayı kabul etmesiyle birlikte, ABD’nin bölgedeki müttefiki İsrail’in İran’a yönelik askeri seçeneklerini masada tuttuğu yorumları yapılıyor. Uzmanlar, ABD’nin anlaşma duyurusunu İsrail’e yönelik bir mesaj olarak da okunabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda Suriye’deki rejim güçleri ve İran unsurları da alarmda. Bölgede enerji fiyatları ve jeopolitik risk primi yükseliyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, durumu görüşmek üzere acil toplantıya çağrıldı. AB, iki tarafı itidal çağrısı yaparken, Rusya da tansiyonun düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bu gelişmeler, Ortadoğu’daki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’daki istikrarın sağlanması için taraflara itidal çağrısı yapabilir ve diplomatik girişimlerde bulunabilir. İran’la nükleer anlaşmanın imzalanması, Türkiye’nin enerji ticaretinde ve bölgesel güvenlik politikalarında yeni dengeler yaratabilir. Anlaşma sonrası İran’a yönelik yaptırımların kalkması, Türkiye’nin doğalgaz ve petrol ithalatında maliyet avantajı sağlarken, bölgedeki vekil savaşlarının azalmasına katkıda bulunabilir. Ancak İsrail’in saldırıları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji güvenliğini ve Suriye politikasını da etkileyebilecek bir gerilim yaratıyor. Ankara, hem İran’la ilişkilerini hem de NATO müttefiki ABD ile angajmanını dengede tutmak zorunda.