İsrail ve Lübnan, Çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirilen dördüncü tur görüşmelerin ardından, geçici ateşkesi yenileme ve Lübnan sınırı içinde Hizbullah militanlarının girişine izin verilmeyecek 'pilot' güvenlik bölgeleri oluşturma konusunda uzlaştı. Taraflarca yayımlanan ortak bildiride, bu adımın iki ülke arasında sürdürülebilir bir barış ve istikrarın tesisi yolunda kritik bir ara aşama olduğu vurgulandı. Dörder haftalık periyotlarla uygulanacak bölgeler, ilk etapta sınır hattındaki belirli noktalarda oluşturulacak ve Lübnan ordusu ile Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) tarafından denetlenecek.
Kırılgan Ateşkesin Arkasındaki Gerilim
Geçtiğimiz yıl İsrail-Lübnan sınırında yaşanan çatışmalar, 2006 savaşından bu yana en ciddi tırmanma olarak kayıtlara geçmişti. Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara düzenlediği roket saldırılarına karşılık İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan'ın güneyindeki hedefleri vurmuş ve sivil kayıplara yol açan operasyonlar düzenlemişti. BM'nin ara buluculuğuyla sağlanan ateşkes, tarafların birbirlerini ihlalle suçlamasıyla defalarca çökmüş, ancak diplomatik çabalar sayesinde her seferinde yeniden tesis edilmişti.
ABD'nin öncülüğünde yürütülen müzakerelerde, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için Hizbullah'ın sınırdan uzaklaştırılması ve Lübnan devletinin bölgede egemenliğini tesis etmesi temel şart olarak öne çıktı. Lübnan hükümeti, Hizbullah'ın silahlı kanadının siyasi ve askeri etkisini kabul etmekle birlikte, uluslararası toplumun talepleri doğrultusunda güney Lübnan'da kontrolü yeniden sağlama sözü verdi. Pilot güvenlik bölgeleri, bu kontrolün ilk aşaması olarak tasarlandı.
Bölgesel Dengeler ve Uluslararası Boyut
Anlaşma, Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların yayılma riskini azaltması açısından da önem taşıyor. İran destekli Hizbullah, İsrail'e karşı cephelerden biri olarak görülüyor; bu nedenle ateşkesin sağlanması, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlamak isteyen ABD ve Körfez ülkeleri için stratejik bir kazanım. Diğer yandan, Lübnan'ın iç siyasetinde Hizbullah'ın rolü tartışma konusu olmaya devam ediyor. Pilot bölgelerin başarısı, Lübnan ordusunun ülkenin güneyinde etkin bir güç haline gelmesine bağlı.
Beyrut merkezli siyasi analistlere göre, Hizbullah'ın bu bölgelere uymaması veya anlaşmayı sabote etmesi durumunda gerilim yeniden tırmanabilir. İsrail ise ateşkesin ihlali halinde orantısız güç kullanımıyla karşılık vereceğini net bir dille ifade etti. Taraflar arasındaki güven eksikliği ve Lübnan'ın derin ekonomik krizi, anlaşmanın sürdürülebilirliğine gölge düşürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Lübnan ve İsrail'le farklı çıkarlara sahip. Hizbullah'ın bölgeden uzaklaştırılması, Lübnan'ın egemenliğini güçlendirse de, Türkiye'nin yakın ilişkiler içinde olduğu Hizbullah'ın marjinalleşmesi Ankara'nın bölgesel dengeleri yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ateşkes, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki doğal gaz arama faaliyetleri açısından istikrar sağlayıcı olabilir; ancak İran'ın zayıflaması Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da etkileyebilir. Ankara'nın, ABD'nin arabuluculuğunda gelişen bu mutabakata mesafeli yaklaşması ve bölgede kendi nüfuzunu koruma arayışı sürmektedir.