İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan'ın güneyinde bulunan bir dizi köyde evleri buldozerlerle yıkarak askeri operasyonlarını sürdürüyor. Görgü tanıklarının aktardığına göre, İsrail askerleri sivil yerleşim alanlarına girerek boşaltılmış yapıları hedef alıyor. Operasyonun, İsrail ile Lübnan arasındaki sınır hattında artan gerilimin bir parçası olduğu belirtiliyor. İsrail yönetimi, Hizbullah'ın sınır ötesi saldırılarına karşılık olarak başlatılan bu harekatın güvenlik bölgesi oluşturmayı amaçladığını açıkladı. Son günlerde onlarca evin yıkıldığı bölgede, çatışmalar nedeniyle binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Lübnan operasyonunun boyutları ve hedefleri
İsrail ordusu, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından Lübnan sınırında da Hizbullah'la yoğun çatışmalara girmişti. Eylül 2024 itibarıyla kara operasyonlarını genişleten IDF, Lübnan topraklarında ilerleyerek stratejik noktaları ele geçirdi. Özellikle Bint Jbeil, Marun el-Ras ve Ayta eş-Şab gibi Hizbullah'ın kaleleri olarak bilinen bölgelerde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. İsrail, bu operasyonlarda hava saldırılarının yanı sıra ağır inşaat ekipmanları kullanarak tünel girişleri ve silah depolarının bulunduğu evleri imha ediyor. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, yıkılan evlerin çoğu zaten boşaltılmış durumda, ancak bazı sivil can kayıpları da yaşanmış. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), bölgede insani yardım koridorlarının açılması için çağrıda bulunuyor.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yaptığı bir konuşmada İsrail'in kara harekatını 'işgal' olarak nitelendirirken, İsrail'in derinliklerine füze saldırıları düzenleyeceklerini duyurdu. Çatışmaların sivil kayıplara yol açması, bölgesel ve küresel güçleri harekete geçirdi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaparken sivil kayıpların azaltılması çağrısı yaptı. Fransa ise tarafları derhal ateşkes ilan etmeye davet etti. Lübnan hükümeti, İsrail'in egemenliğini ihlal ettiğini belirterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) şikayette bulundu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Lübnan'daki çatışmalar, yalnızca iki ülke arasındaki sınır ötesi gerilimi değil, aynı zamanda İran destekli Hizbullah ile İsrail arasındaki vekalet savaşının bir aşamasını temsil ediyor. İran, Hizbullah'a silah ve lojistik destek sağlarken, İsrail ise ABD'nin askeri yardımlarıyla harekatını finanse ediyor. Arap Birliği, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini ancak etkili bir somut adım atamadığını duyurdu. Katar ve Mısır arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ekonomik açıdan zaten zor durumda olan Lübnan, bir milyona yakın kişinin yerinden edilmesiyle büyük bir insani krizle karşı karşıya. BM Dünya Gıda Programı, acil yardım çağrısında bulunurken, sivil altyapının hasar görmesi endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki çatışmaları yakından izliyor. İsrail'in kara operasyonları, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini etkileyebilecek potansiyel taşıyor. Türkiye, hem Filistin davasına verdiği destek hem de bölgesel istikrar arayışı bağlamında, İsrail-Hizbullah çatışmasının yayılmasından endişe duyuyor. Ayrıca, Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi ve bölgede yaşayan Sünni toplumun korunması Ankara için öncelikli konular arasında. Ekonomik boyutuyla, çatışma enerji fiyatlarını ve bölgesel ticaret rotalarını etkileyebilir. Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli de bulunuyor; ancak şu an için diplomatik girişimler sınırlı kalmış durumda.