İran, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapacak tüm gemilerin önceden kendisiyle koordine edilmesi gerektiğini açıkladı. Tahran yönetiminin bu açıklaması, Basra Körfezi’ndeki gerginliği tırmandırırken küresel petrol ve doğal gaz arzını tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “Hürmüz Boğazı’ndan geçiş, ulusal güvenliğimizle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle tüm geçişler İran ile koordine edilmelidir” dedi. Açıklama, bölgedeki askeri tatbikatların ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, yıllardır boğazın kontrolü konusunda uluslararası hukuka aykırı iddialarda bulunuyor. 2019’da İran Devrim Muhafızları, boğazda gemilere el koymuş ve Birleşik Krallık bayraklı bir tankeri alıkoymuştu. Bu kez yapılan açıklama, İran’ın nükleer müzakerelerdeki çıkmaz ve artan yaptırımlar karşısında elini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. ABD Donanması Beşinci Filo Komutanlığı, “Hürmüz Boğazı uluslararası sulardır ve serbest geçiş hakkı uluslararası hukukla güvence altına alınmıştır” açıklamasını yaptı.
İran’ın bu hamlesi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de tedirgin ediyor. Bölge ülkeleri, enerji ihracatlarının yüzde 80’inden fazlasını bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Herhangi bir aksama, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İran’ın bu açıklaması, ABD ve müttefikleriyle yaşanan gerilimin yeni bir boyutu olarak değerlendiriliyor. Biden yönetimi, İran’ın nükleer programını sınırlandırmak için dolaylı müzakereler yürütüyor ancak Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak baskıyı sürdürüyor. İsrail ise İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırı seçeneğini masada tutuyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması veya kısıtlanması, küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Rusya ve Çin, Tahran’ı destekleyen bir tutum sergiliyor. Moskova, boğazın askerileştirilmesine karşı çıkarken Pekin, enerji arz güvenliği konusunda endişeli. Çin’in ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 40’ı bu güzergâhtan sağlanıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği, İran’ın uluslararası hukuka aykırı adımlar atmaması için uyarıda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari açığını artırabilir ve enflasyonist baskıları derinleştirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin boğazlar rejimi konusunda hassas bir geçmişi var; Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türk boğazlarındaki geçiş rejimini düzenlemiş durumda. İran’ın Hürmüz’deki bu girişimi, uluslararası deniz hukukunun sorgulanmasına yol açabilir ve Türkiye’nin kendi boğazlarındaki egemenlik haklarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bu nedenle hem enerji arz güvenliğini korumak hem de uluslararası hukukun üstünlüğünü savunmak için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.