İsrail ve Lübnan, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin ardından tarihi bir çerçeve barış anlaşmasına imza attı. Anlaşma, iki ülke arasında on yıllardır süren gerilimi sona erdirme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Beyaz Saray’da düzenlenen törenle imzalanan anlaşma, sınır güvenliği, deniz yetki alanlarının belirlenmesi ve diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesini içeriyor. ABD Başkanı Joe Biden, anlaşmanın bölgede kalıcı barışın temelini oluşturacağını belirtirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aun da anlaşmayı ‘tarihi bir fırsat’ olarak nitelendirdi.
Anlaşmanın Arka Planı
İsrail ve Lübnan arasındaki müzakereler, ABD'nin yoğun diplomatik çabaları sonucu Ocak ayında başlamıştı. Görüşmelerde özellikle deniz sınırlarının belirlenmesi ve ekonomik iş birliği konuları ön plana çıktı. Taraflar, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı konusunda anlaşmazlık yaşıyordu. Anlaşma kapsamında, iki ülke arasında askeri iş birliğini öngören bir güvenlik protokolü de imzalandı. Lübnan, İsrail’in güney sınırında Hizbullah’ın etkisini azaltmayı taahhüt ederken, İsrail de Lübnan’ın egemenliğine saygı göstereceğini beyan etti. Anlaşma metninde, iki ülkenin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına uyacağı vurgulandı.
İmza töreninde konuşan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Bu anlaşma, diplomasinin gücünü göstermektedir. İsrail ve Lübnan, bölgesel istikrar için önemli bir adım attı” dedi. Anlaşmanın uygulanması için uluslararası bir izleme mekanizması kurulması öngörülüyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ve BM’nin süreci destekleyeceğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, sadece iki ülke için değil, tüm Orta Doğu için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. İsrail’in komşularıyla ilişkilerini normalleştirme çabaları, özellikle Abraham Anlaşmaları ile ivme kazanmıştı. Lübnan ise uzun süredir ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele ediyor. Bu anlaşma, Lübnan’a uluslararası yatırım çekme ve ekonomisini toparlama fırsatı sunabilir. İran ve Hizbullah anlaşmaya temkinli yaklaşırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olumlu mesajlar verdi. Avrupa Birliği, anlaşmayı “bölgesel barışa katkı” olarak nitelendirdi. Rusya ise anlaşmanın uygulanması halinde istikrarı artırabileceğini belirtti ancak ABD’nin tek taraflı rolüne dikkat çekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan barış anlaşması, Türk dış politikasını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda bu iki ülkeyle de çıkarları olan bir aktördür. Anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmalarında yeni bir durum yaratabilir. Ayrıca, anlaşmanın bölgede İran ve Hizbullah etkisini sınırlaması, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye’nin, anlaşmanın uygulanması sürecinde tarafsız bir pozisyon alması ve kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.