Gazze sınırına sadece birkaç yüz metre uzaklıktaki bir İsrail kibbutzunda yaşayan Danny Rahamim, komşularını düşünürken bir an duraklıyor. "Muhtemelen buradaki en solcu kişi benim" diyor. Bu ifade doğruysa, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırı, sadece bölgedeki güvenlik algısını değil, aynı zamanda kibbutz hareketinin solcu mirasını da derinden sarstı. Rahamim'in yaşadığı ikilem, İsrail solunun ve kibbutz hareketinin 7 Ekim sonrası içine düştüğü ideolojik ve pratik açmazı yansıtıyor.
Kibbutz hareketinin sol mirası ve 7 Ekim
Kibbutzlar, İsrail'in kuruluş yıllarında sosyalist ve kolektif değerler üzerine inşa edilmiş tarım toplulukları olarak biliniyordu. Tarihsel olarak İsrail solunun ve İşçi Partisi'nin kalesi sayılan bu yerleşimler, Filistinlilerle barış ve iki devletli çözüm fikirlerine yakın duruşlarıyla tanınıyordu. Ancak Gazze sınırındaki kibbutzlar, 7 Ekim'de Hamas'ın saldırısında ağır kayıplar verdi. Saldırıda yüzlerce İsrailli hayatını kaybederken, onlarca kişi de rehin alındı. Bu kibbutzlardan biri olan Kfar Aza, Be'eri ve Nir Oz gibi yerleşimler, saldırının en çok yıkım yarattığı noktalar oldu. Rahamim gibi solcu kimliğiyle öne çıkan sakinler, şimdi hem güvenlik endişeleri hem de ideolojik sorgulamalarla karşı karşıya. "Buradaki en solcu benim" ifadesi, aslında bir tür yalnızlığı ve savunmasızlığı da dile getiriyor. Saldırı sonrası birçok kibbutz sakini, sol görüşlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı. Bazıları barış sürecine olan inancını yitirdi, bazıları ise ideallerine daha sıkı sarıldı. Ancak ortak nokta, güvenlik kaygılarının ideolojik tartışmaların önüne geçmesi.
Saldırının bölgesel ve küresel yansımaları
7 Ekim saldırısı, İsrail iç siyasetinde derin bir travma yaratırken, küresel ölçekte de sol hareketler içinde tartışmalara yol açtı. Batı'daki sol gruplar, Filistin yanlısı tutumlarıyla İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı. Ancak İsrail'deki solcu kibbutz sakinleri, bu eleştirilerin kendilerini de hedef almasından rahatsız. Rahamim'in ifadesi, bu çelişkiyi somutlaştırıyor: Bir yandan Filistinlilerin haklarını savunurken, diğer yandan Hamas'ın saldırısına maruz kalmak. Uzmanlar, kibbutz hareketinin sol mirasının geleceğini sorguluyor. Saldırı, İsrail toplumunda sağa kayışı hızlandırabilir mi? Yoksa sol değerler, yeni bir direniş biçimi mi geliştirecek? Bu sorular, sadece İsrail iç siyaseti için değil, aynı zamanda Ortadoğu barış süreci için de kritik önemde. Bölgesel aktörler, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarını ve sol hareketin zayıflamasını yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. İsrail'de sol hareketin zayıflaması ve kibbutz mirasının erozyonu, barış yanlısı seslerin azalması anlamına geliyor. Türkiye, Filistin davasını desteklerken, İsrail içindeki barış yanlısı gruplarla diyalog kanallarını korumakta zorlanabilir. Ayrıca, 7 Ekim sonrası İsrail'in Gazze operasyonları, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji denklemlerini etkiliyor. Ankara, Filistinli sivillerin korunması ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürürken, İsrail solunun zayıflaması, uzun vadede barış sürecini daha da zorlaştırabilir. Türkiye'nin insani yardım ve arabuluculuk rolleri, bu yeni dengede daha da kritik hale geliyor.