İsrail işgal güçleri, Perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde, Cenin'in doğusundaki Filistin topraklarında bulunan Ganim adlı yasadışı yerleşim birimini, İsrail'in 2005'teki tek taraflı ayrılma planı kapsamında boşaltılmasından 21 yıl sonra yeniden kurdu. Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail güçleri bölgedeki girişleri ve yan yolları kapatarak yerleşimcinin yeniden yerleşmesine zemin hazırladı. Yerleşimin yeniden kurulması, uluslararası hukuka açıkça aykırı olmasına rağmen, İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti.
Ganim'in Tarihi ve 2005'teki Tahliye Süreci
Ganim, 1980'lerde kurulan ve 2005 yılına kadar faaliyet gösteren bir yerleşimdi. İsrail, 2005 yılında Gazze Şeridi'ndeki yerleşimlerin yanı sıra Batı Şeria'da bulunan dört küçük yerleşimi de kapsayan tek taraflı ayrılma planını uygulamıştı. Bu kapsamda Ganim, Kadim, Sa-Nur ve Homesh yerleşimleri boşaltılmıştı. Ancak bu yerleşimlerin resmi olarak kapatılmasına rağmen, özellikle Homesh'te eski yerleşimcilerin zaman zaman geri dönüş girişimleri olmuş ve bu yılın başlarında İsrail hükümeti, bu yerleşimlerin yeniden kurulmasına izin veren yasayı onaylamıştı. Ganim'in yeniden kurulması, bu yasanın uygulanmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, yasa 2023 yılında kabul edilmiş ve bu yılın başlarında yürürlüğe girmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve İki Devletli Çözüm
Bu gelişme, uluslararası toplumun geniş tepkisine yol açtı. Birleşmiş Milletler, yerleşimlerin uluslararası hukuka göre yasa dışı olduğunu ve iki devletli çözümü baltaladığını defalarca vurguladı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği de İsrail'in yerleşim politikalarını kınayan açıklamalar yaptı. Ancak İsrail, özellikle sağ kanat hükümetler döneminde yerleşim faaliyetlerini artırarak sürdürüyor. Bu durum, Filistinlilerin devlet kurma umutlarını her geçen gün azaltıyor. Batı Şeria'daki yerleşim sayısı son yıllarda önemli ölçüde arttı; şu anda 700.000'den fazla Yahudi yerleşimci, 2,7 milyon Filistinliyle birlikte yaşıyor. Ayrıca, İsrail'in bu hamlesi, Gazze'deki savaşın ardından bölgede artan tansiyonu daha da yükseltiyor. Filistin yönetimi, bu tür tek taraflı adımların barış sürecine onarılamaz zarar verdiğini ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, İsrail'in yasadışı yerleşim faaliyetlerini her zaman kınamış ve Filistin devletinin kurulmasını desteklemiştir. Ancak Türkiye'nin bölgesel politikaları, özellikle son dönemde İsrail ile ilişkilerdeki normalleşme çabaları ile Filistin'e verilen desteğin dengelenmesi açısından karmaşık bir görünüm sergiliyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin hem uluslararası platformda hem de iç kamuoyunda Filistin'e verdiği desteği vurgulamasına neden olabilirken, İsrail ile ilişkilerdeki hassas dengeyi de olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda bu yerleşim kararını kınaması ve uluslararası toplumu harekete geçirmeye yönelik girişimlerde bulunması beklenir.