İsrail hükümeti, ABD ile İran arasında olası bir diplomatik anlaşma ihtimaline rağmen, Gazze Şeridi, Lübnan'ın güneyi ve Suriye'nin işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki askeri varlığını sürdürme kararlılığını yineledi. Orta Doğu'da yeni bir diplomatik sürecin sinyalleri verilirken, Tel Aviv yönetiminden gelen bu açıklama, bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ulusal güvenlik danışmanlarına yaptığı kapalı toplantıdaki ifadelerine dayandırılan habere göre, İsrail güvenlik kabinesi, işgal altındaki bölgelerdeki kontrolü gevşetmeye yanaşmıyor.
İsrail'in stratejik kırmızı çizgileri
Netanyahu yönetimi, İran'la olası bir nükleer anlaşmanın, İsrail'in kuzey sınırındaki Hizbullah tehdidini ve Gazze'den Hamas'a yönelik baskıyı azaltmayacağını savunuyor. Özellikle Suriye'deki İran destekli milislerin varlığı, İsrail için ‘varoluşsal bir tehdit’ olarak tanımlanıyor. Golan Tepeleri'ndeki yerleşim birimlerinin genişletilmesine onay veren hükümet, Lübnan'ın güneyindeki tampon bölgedeki devriyeleri de artırdı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) sözcüsü, 'Bu bölgelerdeki güvenlik kontrolümüz müzakerelerden bağımsız bir gerekliliktir' ifadelerini kullandı. Uzmanlar, İsrail'in bu tutumunun, ABD'nin İran'la müzakere masasına oturmasını zorlaştırabileceği görüşünde.
Anlaşma olasılığı ve bölgesel dengeler
ABD Başkanı Joe Biden'ın İran'la nükleer dosyayı yeniden masaya yatırma çabaları, Körfez ülkelerinin de desteğini alıyor. Ancak İsrail, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) benzer bir anlaşmanın, İran'ın bölgesel nüfuzunu ve balistik füze programını sınırlamadığı takdirde kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Netanyahu, geçmişte 'anlaşma olsa bile, İran'ın bize yönelik tehditleri durmayacak' demişti. Bu bağlamda, İsrail'in işgal altındaki topraklarda kalıcı olma politikası, yeni bir anlaşma sürecini baltalamak için bir pazarlık kozu olarak da görülebilir. Bölgesel güçler, Suudi Arabistan'ın da normalleşme sürecini askıya almasıyla, İsrail'in yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya olduğunu değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in bu tutumu, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve Suriye'nin toprak bütünlüğüne vurgu yapan dış politikasıyla doğrudan çelişiyor. Ankara, Gazze'deki ablukayı ve Suriye'deki işgali defalarca kınamış, İsrail'e yönelik ticari yaptırımları gündeme getirmişti. İsrail'in işgal politikasını sürdürmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki denklemde İran ve Arap ülkeleriyle yakınlaşmasını hızlandırabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve terörle mücadele operasyonları açısından yeni güvenlik riskleri doğurabilir. Bölgesel istikrarsızlık, enerji koridorları ve göç hareketleri üzerinden Türkiye'yi de etkilemeye devam edecektir.