ABD'li üst düzey bir yetkili, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden ücret talep etme girişimlerini “mantıksız” olarak değerlendirdi ve bu tür taleplerin uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu vurguladı. Middle East Eye'ın aktardığına göre, yetkili, Tahran yönetiminin son dönemde bölgede artan provokasyonlarına dikkat çekerek, bu adımların petrol ticaretinin güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti. Gelişme, Körfez'deki gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde yaşanıyor.
İran'ın Hürmüz'deki Oyunu
İran'ın, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti alma fikri, uluslararası toplumda tepkiyle karşılanıyor. ABD'li yetkili, bu tür bir uygulamanın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu ve transit geçiş serbestisini ihlal ettiğini belirtti. Ayrıca, İran'ın bu taleplerinin, nükleer müzakerelerdeki çıkmazı ve Batı yaptırımlarını aşmak için bir baskı aracı olarak kullandığı yorumları yapılıyor.
Geçtiğimiz haftalarda İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı açıklarında ticari gemilere el koyduğu ve bölgede askeri tatbikatlar yaptığı bildirilmişti. Bu eylemler, İran'ın ekonomik baskıları hafifletmek için dış politikada agresif bir tutum sergilediğini gösteriyor. ABD ve müttefikleri, bu tür adımların uluslararası deniz ticaretini aksatmaya yönelik olduğunu ve caydırıcılık için askeri varlıklarını artırdıklarını açıkladı.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, dünya enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği ve küresel ekonomik istikrarı tehdit edebileceği konusunda uyarıyor. Petrol fiyatlarının zaten Ukrayna savaşı nedeniyle yüksek seyrettiği bir ortamda, Hürmüz'de herhangi bir krizin petrol fiyatlarını fırlatabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne uzanan ve dünya petrol ticaretinin kalbi olarak kabul edilen bir geçiş noktasıdır. İran'ın bu boğazı kontrol etme girişimleri, ABD'nin Beşinci Filosu'nu bölgede konuşlandırmasına ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasına neden oluyor.
İran ise, uluslararası toplumun yaptırımlarına rağmen petrol ihracatını sürdürmek için gayrı resmi yollara başvuruyor. Son dönemde Çin'e yapılan iskontolu petrol satışları ve bazı ticari gemilerin İran bayrağıyla seyrüseferi, Tahran'ın ekonomik baskıya karşı esneklik gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak ABD'li yetkililer, İran'ın bu tür eylemlerinin kabul edilemez olduğunu ve gerekirse askeri müdahale dahil her türlü seçeneğin masada olduğunu yineliyor.
Bu gerilim, sadece enerji ticareti açısından değil, aynı zamanda İran'ın nükleer programıyla bağlantılı olarak da kritik. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumunu zayıflatmak için ekonomik baskıyı artırma eğiliminde. Tahran'ın Hürmüz'deki provokasyonları, bu müzakerelerdeki tıkanıklığın bir yansıması olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. Boğazın kapanması veya geçiş ücretlerinin artması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini yükseltebilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken ABD ile de stratejik ortaklık yürütüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel dengeleri gözeterek iki taraf arasında denge kurmasını zorunlu kılıyor. Ankara'nın, uluslararası hukuka saygı çağrısı yapması ve gerilimi azaltıcı bir rol oynaması beklenebilir.