İsrail, ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan müdahalesine rağmen İran topraklarına geniş çaplı bir hava saldırısı düzenledi. Saldırı, İran destekli Hizbullah’ın Lübnan’dan İsrail’e yönelik roket saldırılarını artırdığı bir dönemde geldi. Trump’ın ‘tüm kararları ben alırım’ çıkışına karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bağımsız adımı, iki müttefik arasında nadir görülen bir gerilime yol açtı. Saldırıda İran’ın askeri tesislerinin hedef alındığı, ancak can kaybına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadığı bildirildi.
Arka Plan: Trump’ın Uyarısı ve Netanyahu’nun Yanıtı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ‘Orta Doğu’da tüm kararları ben alırım, İsrail Başbakanı değil’ diyerek Netanyahu’yu doğrudan uyarmıştı. Trump yönetimi, İran ile nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için dolaylı temaslarda bulunurken, İsrail’in tek taraflı askeri hamlelerinin bu süreci baltalayabileceğini dile getiriyordu. Ancak Netanyahu, İran’ın nükleer programının kırmızı çizgisini aştığı gerekçesiyle askeri seçeneği masada tutuyordu.
Lübnan merkezli Hizbullah’ın son 48 saat içinde İsrail’in kuzeyine yüzden fazla roket atması, İsrail güvenlik kabinesinde savaşın eşiğinden dönülmesi tartışmalarını alevlendirdi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran’daki hedeflerin Hizbullah’a lojistik destek sağlayan üsler olduğunu öne sürüyor.
Bölgesel Boyut: Yangının Büyüme Riski
Bu son saldırı, İsrail ile İran arasında yıllardır süren gölge savaşın açık çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, gerilimin düşürülmesi çağrısı yaparken, Rusya da taraflara itidal çağrısında bulundu. İran’ın olası misillemesi halinde, Orta Doğu’da geniş çaplı bir savaşın tetiklenebileceği endişesi hakim. Bu durum, küresel enerji piyasalarında da sert dalgalanmalara yol açtı: Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5’in üzerinde artış gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-İran geriliminin bölgesel bir savaşa dönüşmesi halinde en fazla etkilenecek ülkelerden biri konumunda. Güney sınırında Suriye ve Irak üzerinden olası bir çatışma, Türkiye’nin güvenlik dengelerini doğrudan sarsabilir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı Hazar ve Orta Doğu enerji koridorları tehlikeye girebilir. Ankara, hem İran hem de İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu kriz Türkiye’nin arabuluculuk rolünü test edebilir. Ancak Türkiye’nin İran’a yönelik ambargolara katılmaması ve İsrail’le yaşanan siyasi gerginlikler, tam anlamıyla bir arabulucu olmasını zorlaştırmaktadır.