İsrail, İran'ın geçtiğimiz günlerde İsrail topraklarına yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarına misilleme olarak, İran'ın orta ve batı kesimlerine yönelik hava saldırısı başlattı. İran devlet televizyonu, başkent Tahran, İsfahan ve Tebriz kentlerinde patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi. Saldırının hedefinde İran'ın askeri tesisleri ve nükleer programıyla bağlantılı noktaların olduğu iddia ediliyor. Henüz resmi bir açıklama yapılmazken, İran hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve bazı füzelerin düşürüldüğü öne sürülüyor. Bölgede tansiyonun tehlikeli biçimde yükseldiği bu gelişme, uluslararası toplumda endişeyle karşılandı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile İran arasındaki gerilim, son haftalarda tırmanışa geçmişti. İran'ın Suriye'deki İsrail hedeflerine yönelik saldırıları ve İsrail'in de İran'ın bölgedeki vekil güçlerine karşı operasyonları karşılıklı misillemeleri beraberinde getirmişti. Geçtiğimiz hafta İran'ın İsrail'e yönelik balistik füze saldırısı, İsrail'in bugünkü büyük çaplı hava operasyonunun tetikleyicisi oldu. Uzmanlar, bu saldırının İran'ın nükleer tesislerine yönelik olabileceğini, ancak ilk belirlemelere göre daha çok askeri hedeflerin vurulduğunu ifade ediyor. İsrail'den yapılan açıklamada, saldırının İran'ın saldırgan eylemlerine karşı meşru müdafaa hakkı kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.
İran ise saldırıyı kınayarak, misilleme yapma hakkını saklı tuttuğunu duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, “Bu saldırı savaşın eşiğinde bir provokasyondur. İran, toprak bütünlüğüne ve ulusal güvenliğine yönelik her türlü tehdide karşı koyma hakkına sahiptir” denildi. Bölgedeki askeri kaynaklar, İran'ın misilleme olarak Basra Körfezi'ndeki İsrail çıkarlarına veya ABD üslerine yönelik saldırılar düzenleyebileceğini öne sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-İran çatışması, Ortadoğu'da daha geniş bir savaş riskini beraberinde getiriyor. İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisi, uzun süredir İsrail ve ABD için bir tehdit olarak görülüyor. ABD Başkanı, İsrail'e desteğini yinelerken, bölgedeki ABD güçlerinin yüksek alarma geçirildiği bildiriliyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, tarafları itidal çağrısında bulunarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talep etti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, gerilimin daha fazla tırmanmaması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırdı. Bu gelişmeler, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olurken, dünya genelinde ekonomik belirsizlik endişelerini artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-İran çatışması, Türkiye'yi güvenlik ve enerji açısından yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölgede istikrarın bozulmasından endişe duyuyor ve hem İran hem de İsrail ile sınırlı da olsa diplomatik ve ekonomik ilişkilere sahip. Çatışmanın büyümesi, özellikle Irak ve Suriye üzerinden Türkiye'ye yönelik güvenlik tehditlerini artırabilir; ayrıca enerji maliyetlerini yükselterek Türkiye ekonomisi üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye, tarafları itidale çağırarak arabulucu rolü üstlenmeye çalışsa da, bu çatışmanın doğrudan bir parçası olmaktan kaçınmaktadır. Uzun vadede, bölgesel dengelerin değişmesi Türkiye'nin dış politika manevra alanını etkileyebilir.