İsrail ve İran, iki ay önce ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından ilk kez karşılıklı ateş açmasının ardından Pazartesi günü daha fazla askeri eylemden kaçınma sinyali verdi. Her iki taraf da yeniden saldırıya uğramaları halinde misilleme yapacaklarını belirtirken, bölgesel güçler ve Trump yönetimi çatışmanın daha da tırmanmasını önlemek için yoğun diplomatik çaba sarf ediyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ve İran arasındaki son gerilim, iki ülkenin birbirlerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla başladı. İsrail, İran'ın Suriye'deki mevzilerine yönelik saldırılar düzenlerken, İran da İsrail'in kuzeyine yönelik saldırılarla karşılık verdi. Çatışmalar, ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından ilk kez bu kadar yoğun bir şekilde yaşandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'a yönelik saldırılarının sadece askeri hedeflere yönelik olduğunu ve sivil kayıpların önlenmesi için azami çaba gösterildiğini belirtti. Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ülkesinin egemenliğine yönelik herhangi bir saldırıya orantılı bir şekilde yanıt vereceğini ifade etti.
Trump yönetimi, bölgedeki istikrarın bozulmasını engellemek için her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı, Washington'un çatışmanın genişlemesini istemediğini ve diplomatik çözüm arayışını sürdüreceklerini açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-İran gerilimi, Ortadoğu'nun zaten kırılgan olan dengelerini daha da tehdit ediyor. Bölgedeki diğer aktörler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, çatışmanın yayılmasından endişe duyuyor. Suudi Arabistan, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu belirtirken, BAE ise gerilimin azaltılması çağrısında bulundu.
Ayrıca, İran'ın nükleer programı konusundaki endişeler de bu çatışmayla birlikte yeniden gündeme geldi. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırıyı daha önce de gündeme getirmişti. Ancak şu an için tarafların askeri gerilimi düşürmesi, nükleer müzakerelerin önünü açabilir.
Rusya ve Çin de tarafları itidale davet ederken, Avrupa Birliği bölgede istikrarın korunması için diplomatik çabalarını artırdı. Birleşmiş Milletler ise taraflara uluslararası hukuka uyma çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ve İran arasındaki gerilimi yakından takip ediyor. Bu çatışma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını da etkileyebilir. Ankara, bölgede istikrarın sağlanmasından yana bir tutum sergilerken, taraflar arasında arabuluculuk yapma potansiyeline sahip. Ayrıca, İran'la enerji işbirliği ve ticaret hacmi göz önüne alındığında, olası bir çatışma Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını da doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bu nedenle gerilimin düşürülmesi için aktif bir diplomasi yürütmeyi tercih edebilir.