İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Pakistan arabuluculuğunda varılan ABD-İran anlaşmasını “İsrail ve tüm özgür dünya için kötü” olarak nitelendirdi. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Smotrich, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, anlaşmanın İran’ı zayıflatmak için yürütülen ortak kampanyanın kazanımlarını baltalayabileceği uyarısında bulundu. Smotrich, “Ortak kampanyanın İran’ı zayıflatma konusunda birçok başarısı oldu ve bunlar boşa gitmeyecek” ifadelerini kullandı. İsrailli bakan, anlaşmanın ayrıntılarının henüz netleşmediğini ancak mevcut haliyle kabul edilemez olduğunu belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve İran arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, haftalar süren gizli diplomasi sonucunda hafta sonu itibarıyla mutabakatla sonuçlandı. Anlaşma, İran’ın nükleer programının belirli unsurlarının sınırlandırılması karşılığında ABD’nin bazı yaptırımlarını hafifletmesini öngörüyor. Resmi açıklamalara göre anlaşma, İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’tan yüzde 3,67’ye düşürmesini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) daha geniş denetim izni vermesini içeriyor. Karşılığında ABD, İran’ın petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları kaldırmayı ve dondurulmuş varlıklarının bir kısmını serbest bırakmayı taahhüt ediyor.
Bununla birlikte, anlaşma henüz Kongre onayına sunulmadı ve ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin anlaşmayı yürürlüğe koymak için idari yetkilerini kullanması bekleniyor. İsrail ise anlaşmayı sert bir dille eleştirerek, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeyeceğini savunuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmazken, Smotrich’in çıkışı Tel Aviv’in anlaşmaya yönelik genel tutumunu yansıtıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD anlaşması, Ortadoğu’daki güç dengelerini derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmanın İran’ın bölgesel nüfuzunu artırmasından endişe ediyor. Suudi yetkililer, anlaşmanın İran’ın balistik füze programı ve bölgesel milis gruplarına verdiği desteği kapsamaması nedeniyle eksik olduğunu dile getirdi. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, Çin anlaşmanın ticari boyutundan fayda sağlamayı umuyor.
Küresel enerji piyasaları ise anlaşmanın İran petrolünün piyasaya dönüşünü hızlandıracağı beklentisiyle ham petrol fiyatlarında baskı yarattı. Brent petrol varil fiyatı anlaşma haberinin ardından yüzde 3’ün üzerinde düşüş yaşadı. Ancak UAEA’nın anlaşmanın uygulanmasını denetleme konusundaki belirsizlikler, piyasalarda temkinli bir iyimserlik yaratıyor. Uzmanlar, anlaşmanın uzun vadede İran ekonomisini rahatlatacağını ancak nükleer müzakerelerin kalıcı bir çözüme ulaşması için daha kapsamlı bir diyaloğun gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar hedefleri açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın İran petrolünün piyasaya dönüşünü kolaylaştırması, Türkiye’nin ithalat maliyetlerini düşürebilir ve enerji arzını çeşitlendirebilir. Ancak anlaşmanın İran’ın nükleer programını tamamen durdurmaması, Türkiye’nin komşusu İran’ın askeri kapasitesini artırma potansiyelini koruması anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki güvenlik çıkarlarını etkileyebilir. Ankara’nın anlaşmayı dengeli bir şekilde değerlendirdiği, hem ekonomik kazanımları hem de güvenlik risklerini hesaba kattığı söylenebilir. Türkiye, nükleer silahlanmanın önlenmesi ve bölgesel diyaloğun güçlendirilmesi yönündeki geleneksel tutumunu sürdürürken, anlaşmanın uygulama sürecini yakından izleyecektir.